UPB

06 Ekim 2007 - Jur. Dr. Mevci Ergün - Damga Vergisi Kanununun Sınai Haklar Boyutu

e-Posta Yazdır PDF

DAMGA VERGİSİ HUKUKU

I. DAMGA VERGİSİNİN KONUSU

Damga Vergisinin konusu hukuki işlemlerdir.

Damga Vergisi, yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeler ile elektronik veri şeklinde oluşturulan belgelerden (kısaca kağıtlar) üzerinden alınan bir vergidir (DMK m. 1).

Damga Vergisi uygulamasında belge, düzenleyen veya düzenleyenler tarafından imzalanmak suretiyle kağıt niteliğini kazanmaktadır.

Damga Vergisine tabi kağıtlar DVK’una ekli (1) sayılı tabloda gösterilmiş olup, aşağıdaki gibi dört başlık altında sayılıdır:

a. Akitlerle ilgili kağıtlar,

b. Kararlar ve mazbatalar,

c. Ticari işlemlerde kullanılan kağıtlar,

d. Makbuzlar ve diğer kağıtlar.

Buna karşılık, DVK. una ekli (2) sayılı tabloda yazılı aşağıdaki kağıtlar ise, Damga Vergisinden müstesnadır (DVK m. 9):

a. Resmi işlerle ilgili kağıtlar

aa. Resmi daireler arasında kullanılan kağıtlar,

bb. Resmi dairelerden kişilere verilen kağıtlar,

cc. Kişilerden resmi dairelere verilen kağıtlar,

b. Öğrenciler ve askerlerle ilgili kağıtlar

c. İşçiler, çiftçiler ve göçmenlerle ilgili kağıtlar

d. Ticari ve medeni işlerle ilgili kağıtlar

e. Kurumlarla ilgili kağıtlar

II. DAMGA VERGİSİNİN KAPSAMI

Vergiye tabi kağıtlar niteliğinde olan veya onların yerini alan mektup ve şerhlerle, bu kağıtların hükümlerini, yenilenmesine, uzatılmasına, değiştirilmesine, devrine veya bozulmasına ilişkin mektup ve şerhler de Damga Vergisine tabidir (DVK m. 2).

Kanunda öngörülen bu açıklama, özellikle akitlerle ilgili kağıtlar bakımından uygulamada tereddütler doğurmaktadır. Konunun daha iyi anlaşılabilmesi için aşağıdaki değerlendirmelerin yapılması zorunlu görülmüştür.

Diğerleri yanında vergiye tabi olan bazı kağıtlar şunlardır:

  1. Akit

Doktrin ve uygulamada sözleşme yerine “akit”, “mukavele” veya “bağıt” kelimeleri de kullanılmaktadır. Tüm bu sözcükler birbirleriyle eş anlamlıdır. Borçlar Kanunu, “akit” kavramını kullanmaktadır.

Fransız hukukunda sözleşme (contrat=akit), mukavele (convention) kavramının bir alt türü olarak kullanılmaktadır.

Sözleşme, belirli bir hukuki sonucu doğurmaya yönelik, karşılıklı ve birbirine uygun irade beyanlarından oluşan hukuki bir işlemdir (BK m. 1/1).

Mukavelename ise, iki veya daha çok kimse arasında bir hakkın kurulması, değiştirilmesi veya ortadan kaldırılması amacıyla yapılan anlaşmaya ilişkin bir belgedir.

Damga Vergisi Kanunu bakımından sözleşmenin kurulduğu an önemli olup, hazırlar arasında ve hazır olmayanlar arasında olmak üzere incelenebilir:

1.1. Borçlar Kanunu, hazırlar arasındaki icaba, derhal kabul cevabı vermeyi öngördüğü için, icap beyanını müteakip, muhatabın kabul beyanında bulunduğu anda sözleşme meydana gelir. Örneğin, karşı karşıya veya telefonla yapılan bir görüşmede, muhatap, icap sahibine, “icabı kabul ettim”, “evet”, “icap onaylanmıştır” veya bunlara benzer bir söz söylendiği anda, sözleşme kurulmuş olur. Taraflar bir arada bulunmakla birlikte, yazılı beyanda bulunuyorlarsa muhatap sözleşmeyi imzalayıp icap sahibine verdiği anda sözleşme meydana gelir.

1.2. Kanun, hazır olmayanlar arasında varma (ulaşma) teorisini kabul etmiştir. Bu nedenle, kabul beyanı icap sahibinin hakimiyet alanına ulaştığı anda, sözleşme meydana gelir. Bunun için icapta bulunanın kabul beyanını öğrenmesi şart değildir. Fakat sözleşmenin meydana gelmesi, açık bir kabul beyanına ihtiyaç duyulmayan hallerde, icap, muhatap tarafından münasip bir süre içerisinde reddedilmediği takdirde, icap beyanının muhatabın hakimiyet alanına ulaşmasıyla gerçekleşir. Yani zımni kabul beyanlarında, sözleşmenin kurulduğu an, muhatabın red beyanında bulunmaması şartıyla icap beyanının muhataba ulaştığı andır (BK m. 6).

Sözleşmenin geçerli olabilmesi, kanunda aksine bir hüküm olmadıkça şekle tabi değildir (BK m. 11). Bu nedenle, Türk Hukukunda Şekil Serbestisi, ilke olup, şekil zorunluluğu sadece istisnai hallerde kabul edilmiştir.

Damga Vergisi Kanununa göre, damga vergisi uygulamasındaki belgenin mutlak olarak adi yazılı şekil meydana getiren unsurları, yani metin ve imzayı içermesi zorunluluğu getirilmiştir.

Sözleşmede taraflardan yalnız biri borç altına giriyorsa, buna “tek taraflı şekil”, her iki taraf da borç altına giriyorsa, buna da “iki taraflı şekil” denir. Tek tarafa borç yükleyen sözleşmelerde bir tek kişi borç altına girdiğinden, geçerlik için yalnız bu kişinin imzası yeterlidir. Örneğin bağışlama taahhüdünde, kefalet ve kıymetli evrakta durum böyledir. Buna karşılık bu sözleşmeden lehine alacak hakkı doğan kişinin imzasına gerek yoktur.

Diğer yandan, her iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde her iki taraf da borç altına girdiği için sözleşmede, her ikisinin de imzasının bulunması şarttır.

İki veya daha çok tarafa borç yükleyen sözleşmelerde, tarafların imzasının aynı belgede (metinde) olması şart değildir. İmzalar ayrı belgelerde de bulunabilir. Örneğin, icap beyanı bir mektupta, kabul beyanı da başka bir mektupta yer alabilir. Bu imzalar ayrı belgelerde olmakla birlikte sözleşmenin meydana gelmesi için yeterlidir. BK m. 13/II’ye göre aksi kanunda öngörülmemişse, imzalı bir mektup, aslı borçlananlarca imzalanmış bir telgraf yazılı şekil yerine geçer. Zira telgrafın, imzalı orijinal metnini posta idaresi belirli bir süre saklamak zorunda olup, muhatap isterse, bunu her zaman görebilir ve gerekirse ispat aracı olarak kullanabilir. Telefaksda da yazılı metin ve imza, fotokopi yoluyla muhataba ulaştığı ve bu suretle ispat aracı olarak imzalı metin eline geçtiği için montaj yoluyla birleştirilmesi her zaman mümkün olduğu için böyle bir iddiada bulunan kimseye iddiasını ispat imkanı verilmelidir. Buna karşılık teleks bu kategoriye girmez. Zira teleksle imza atmak mümkün değildir (Eren, F. : Borçlar Hukuku Genel Hükümler. B.7, İstanbul 2001, s. 255). Diğer yandan manyetik ortamda ve elektronik veri şeklinde oluşturulan belgelerde elektronik imza kullanılmış ise, yine durum aynıdır. İster akit ister mukavelename olsun, bu belgelerin damga vergisine tabi tutulabilmesi için, herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek nitelikte olması şarttır.

III. DAMGA VERGİSİNİN YÜKÜMLÜSÜ

Damga Vergisinin yükümlüsü kağıtları imza edenlerdir.

Resmi dairelerde kişiler arasındaki işlemlere ait kağıtların Damga Vergisini kişiler öder (DVK m. 3).

Sözleşmeye göre, taraflardan birinin ödemesi gereken Damga Vergisini muhatap öderse, adli yargı yerinde açılacak bir rücu davasıyla asıl yükümlüsünden istenilebilir (Danıştay 7. Daire, 22.03.1999, E. 1998/s78, K. 1999/1211)

IV. KAĞITLARIN NİTELİĞİNİN TAYİNİ

Bir kağıdın tabi olacağı verginin tayini için o kağıdın niteliğine bakılır ve buna göre Kanuna ekli (1) nolu tabloda yazılı vergisi belirlenir.

Kağıtların niteliğinin tayininde, şekli kanunlarda belirtilmiş olanlarda üzerlerindeki yazının tazammun ettiği hüküm ve manaya bakılır.

Niteliği tayin edilmek istenen kağıt üzerinde başka bir kağıda atıf yapılmışsa, atıf yapılan kağıdın hükümlerine nazaran kazanmış olduğu niteliğe göre vergi alınır (DVK m. 4).

Örneğin, kağıdın metin ve imza unsurları incelenerek bir sözleşme niteliğinde olup olmadığı tespit edilir.

Anlaşılacağı üzere, Kanunda “gerçek nitelik (mahiyet) esası” kabul edilmiştir.

V. DAMGA VERGİSİNİ DOĞURAN MODELLER

1. Kağıt nüshalarının birden fazla olması

Bir nüshadan fazla olarak düzenlenen kağıtlar her nüshası ayrı ayrı aynı miktar veya nispette Damga Vergisine tabidir. Şu kadar ki, poliçe ve emre yazılı ticari senetlerin yalnız tedavüle çıkarılan nüshaları vergiye tabi tutulur (DVK m. 5).

DVK .nun 1/II fıkrasında; bu kanundaki kağıtlar teriminin, yazılıp imzalanmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade edeceği açıklanmıştır. Asılla birlikte aynı hususu ispat veya belli etmek üzere kullanılmak için düzenlenen nüsha da asıl gibi muamelenin taraflarının imzalarını veya imza yerine geçen bir işareti taşırsa, her nüsha ayrı bir kağıt olduğu izlenimini verebilecek niteliktedir. DVK. nun 5nci maddesinde geçen “kağıt” teriminin, “nüsha” teriminden farklı olduğu; aynı hususu ispat veya belli etmek üzere düzenlenip imzalanan nüshaların tümünün birlikte, kağıdı ifade ettiğini göstermektedir. Söz konusu 5nci madde hükmü ile 14ncü maddenin açıklanan düzenlemesi birlikte değerlendirildiğinde; Damga Vergisine tabi kağıtların her nüshasının diğerinden ayrı olarak vergilendirileceği; ancak, tüm nüshalar için hesaplanan toplam verginin, 14ncü maddeye yazılı azami haddi aşamayacağı sonucuna varılmaktadır (Danıştay 7. Daire, 22.02.2000, E. 1999/2090, k. 2000/562).

Konu ile ilgili, Danıştay 7. Dairesinin 09.03.1999 tarih E. 1997/277 K. 1999/973 sayılı içtihadı aynen şöyledir:

“… repo teyit formu kanunen iki nüsha olarak düzenlenmesi gereken ispat edici bir vesikadır ve kaç nüsha düzenleneceği mükelleflerin ihtiyatına bırakılmıştır. (…)

Dosyanın incelenmesinden, davacı bankanın yaptığı repo işlemlerinde kanunen düzenlenmek zorunda olduğu iki nüsha repo teyit formunun bilgisayar çıktısı şeklinde iki nüsha olarak düzenlediği ve birinci nüshasını imzalayarak müşterisine verdiği ve bu nüsha üzerinden damga vergisini ödediği, ikinci nüshayı ise kopye (suret) kabul etmek suretiyle bu nüsha üzerinden damga vergisi hesaplanmadığı ve ikinci nüshaya “bilgisayar çıktısıdır imza gerekmez” ibaresinin konulduğu anlaşılmaktadır.

Suret, dahili muamelelerde kullanılmak üzere düzenlenir ve bunların düzenlenip düzenlenmemesi kişilerin ihtiyarına bırakılmıştır. Bu haliyle ispat edici özelliği olmaması nedeniyle damga vergisi mevzuu dışında bırakılmıştır. Ancak, olayda iki nüsha düzenlenmesi Kanunen zorunlu ve iki nüshası da ispat edici bir vesika olan ve repo işleminin vergi dairesine veya diğer kurumlara (Merkez Bankası) ve Sermaye Piyasası Kurulu gibi) ispat etmek amacıyla ibraz edilmek zorunluluğu bulunan repo teyit formlarının iki örneği de nüsha olarak düzenlenmek zorunda olup, damga vergisine tabidir. Bunun davacı banka tarafından suret olarak nitelendirilmesi, hukuki özelliği itibarıyla nüsha olma niteliğini kaldırmaz.

Netice olarak davacı banka tarafından düzenlenen repo teyit formunun her iki nüshası üzerinden damga vergisi ödenmesi gerektiğinden alınan cezalı vergide isabetsizlik görülmemiştir.”

2. Bir kağıtta birden fazla akit ve işlem bulunması

Bir kağıtta birbirinden tamamen ayrı birden fazla akit ve işlem bulunduğu takdirde bunların her birinden ayrı ayrı Damga Vergisi alınır.

Bir kağıtta akit ve işlemler birbirine bağlı ve bir asıldan doğma oldukları takdirde Damga Vergisi, en yüksek vergi alınmasını gerektiren akit veya işlem üzerinden alınır.

Ancak bu akit ve işlemlere asıl işlemin akitlerinden başka bir şahsın eklenen akit ve işlemi de ayrıca Damga Vergisine tabidir (DVK m. 6).

Bu açıklamalara göre; DVK. nun 6/II nci fıkrası uyarınca vergileme yapılabilmesi için, iki şartın bir arada gerçekleşmiş bulunması zorunludur. Bu şartlardan ilki, akit ve işlemlerin birbirine bağlı ve bir asıldan doğma olmaları; ikincisi ise, bu akit ve işlemlerin tek bir kağıtta toplanmasıdır. Bu durum karşısında, birbirine bağlı ve bir asıldan doğma olsalar dahi, işlemlerin ayrı kağıtlarda yer almış bulunmaları halinde, her bir kağıdın diğerinden ayrı olarak damga vergisine tabi tutulması gerekmektedir (Danıştay 7.Daire, 8.04.1999, E. 1998/2944, k. 1999/1392).

Örneğin, birbirine bağlı ve bir asıldan doğma olan genel kredi sözleşmesi ile rehin blokaj sözleşmesi ayrı kağıtlarda düzenlenmiş olsalar bile, tarhiyat yapılmasında hukuka aykırılık yoktur.

3. Birden fazla imzalı kağıtlar

Kağıtlara konulan imzanın birden fazla olması verginin tekerrürünü gerektirmez. Ancak maktu vergiye tabi olup, müteaddit kişilerin imzasını taşıyan makbuz ve ibra senetlerinin Damga Vergisi imza adedine göre alınır.

Nispi vergiye tabi ve birden fazla kişinin imzasını taşıyan makbuz ve ibra senetlerinde her imza sahibine ait olan hisse ayrıca belli edilmiş ise, vergi hisselere göre ayrı ayrı ödenir.

Şu kadar ki, bir resmi daire veya bir gerçek veya tüzel kişi adına kağıtlara konulan birden fazla imza bir imza hükmündedir (DVK m. 7).

4. İstisnalar

DVK. una ekli (2) sayılı tabloda yazılı kağıtlar Damga Vergisinden müstesnadır.

V. SORUMLULUK

a. Vergi ve cezada sorumluluk

Vergiye tabi kağıtların Damga Vergisinin ödenmemesinden veya noksan ödenmesinden dolayı alınması gereken vergi ve cezadan, mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları ibraz edenler sorumludur.

Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara alt vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez. Damga Vergisinden muaf kuruluşlarca kişilerin (1) sayılı tabloda yer alan işlemleriyle ilgili olarak düzenlenen ve sadece bu kurumların imzasını taşıyan kağıtlara ait verginin tamamı kişiler tarafından ödenir. Ancak bu kağıtlara ait verginin hiç ödenmemesi veya noksan ödenmesi halinde vergi ve cezanın tamamından kişilerle birlikte kurumlar müteselsilen sorumludurlar.

Maliye Bakanlığınca belirlenen mükellefler, taraf oldukları işlemlere ilişkin kağıtlara ait verginin beyan ve ödenmesinden sorumludurlar. Verginin ödenmemesi veya noksan ödenmesi durumunda vergi, ceza ve fer’ileri, vergi için diğer işlem taraflarına rücu hakkı olmak üzere, burada açıklanan kişilerden alınır.

Birden fazla kişi tarafından imza edilen kağıtlara ait vergi ve cezanın tamamından imza edenler müteselsilen sorumludurlar. Bunlar arasında vergiden müstesna olanların bulunması Damga Vergisinin noksan ödenmesini gerektirmez.

Resmi daireler veya noterlerce düzenlenerek kişilere verilen veya dairede bırakılan ve Damga Vergisi hiç alınmayan veya noksan alınan kağıtların vergisi mükelleflere, cezası düzenleyenlere aittir.

Vergi ve ceza, vergi için mükelleflere rücu hakkı olmak üzere, kağıtları düzenleyenlerden alınır (DVK m. 24).

Yükümlüye ait vergi borcunun, sorumlu sıfatıyla ödenmesi halinde, bu borcun rücuan yükümlüden tahsili istemiyle açılan davanın, adli yargı yerinde görülmesi gerekir (Uyuşmazlık Mahkemesi, 15.04.1985 gün, E/K. 3-9 / Hukuk Bölümü).

DVK. nun 24 ve 27nci maddeleri incelendiğinde, Damga Vergisinin hiç alınmaması veya noksan alınması sebebiyle noterlerin bu vergiden sorumlu tutulabilmelerinin, vergiye tabi kağıdın noterce düzenlenmiş olması şartına bağlı bulunduğu, diğer bir deyişle, noterlerce düzenlenen kağıda ilişkin olup, hiç alınmayan veya noksan alınan damga vergisi ve cezasının, verginin mükellefe rücu hakkı olmak üzere noterlerden alınacağı, noterlerce düzenlemeyip sadece tasdik olunan kağıtlara ilişkin olup, ödenmeyen veya eksik ödenen damga vergisinden dolayı noterlerin sorumlu tutulamayacağı, bu gibi hallerde, söz konusu damga vergisi ve gerektirdiği cezanın 213 sayılı Kanun hükümleri çerçevesinde mükellefinden alınacağı, noter hakkında ise yalnızca kanunun öngördüğü cezanın uygulanacağı sonucuna ulaşılmaktadır (DVK m. 1, 3, 24/III-IV: 1512 sayılı Not. K. m. 60 ve 90) (Danıştay 7. Dairesi 6.12.1998, E/K, 946-4375).

43 Seri Nolu Damga Vergisi Kanunu Genel Tebliğinin

5.1. maddesi de aynen şöyledir:

“5281 sayılı kanunla 468 sayılı Kanunun 27nci maddesinde yapılan değişiklikle, Noterlerin damga vergisi ödenmemiş veya noksan ödenmiş kağıtları vergi ve cezası usulüne göre ilgili vergi dairesine ödenmedikçe tasdik edemeyecekleri veya bunların suretlerini çıkarıp veremeyecekleri, bu hükme aykırı olarak işlem yapılması halinde, mükellef hakkında Vergi Usul Kanunu hükümleri uygulanmakla birlikte, noterlerden de tasdik ettikleri veya üzerinde işlem yaptıkları her kağıt için kanunen alınması gereken cezası ayrıca alınacağı hükme bağlanmıştır.”

b. Özel sorumluluk

Yabancı memleketlerle Türkiye’deki yabancı elçilik ve konsolosluklarda düzenlenen ticari ve mütedavil kağıtların Damga Vergisi ve cezası, mükelleflerine rücu hakkı saklı bulunmak üzere hamillerinden alınır (DVK m. 25).

VI. DAMGA VERGİSİNİN ÖDENME ŞEKİLLERİ

Damga Vergisi makbuz karşılığı, istihkaktan kesinti yapılması veya basılı damga konulması şekillerinden biriyle ödenir. Bu ödeme şekillerinin hangi işlemler için ne surette uygulanacağı tespite Maliye Bakanlığı yetkili kılınmıştır (DVK m. 15).

VIII. DEĞERLİ KAĞITLAR

210 Sayılı Değerli Kağıtlar Kanunu da, Damga Vergisine benzer bir yükümlülük öngörmektedir. Bu Kanuna bağlı tabloda yazılı kağıtlar ve belgeler “değerli kağıt” sayılır (m. 1/1).

Değerli kağıtların ilgili bulundukları işlemlerde kullanılması zorunluluğu vardır.

Değerli kağıtlar ilgililere, söz konusu Kanuna bağlı tabloda gösterilen bedeller karşılığında satılır. Yine bu Kanunda yazılı noter kağıtları yerine adi kağıt kullanılması halinde, bu evraka ait değerli kağıt bedeli noterlerce tahsil edilir.

28 Şubat 1963 tarihinden sonra alınacak pasaportlardan damga resmi ve nüfus hüviyet cüzdanlarından harç ve damga resmi alınmaz (DKK Geçici Madde 2).

Kanuna bağlı Değerli Kağıtlar Tablosunda yer alan değerli kağıtlardan bir kaçının bedeli örnek olarak aşağıda gösterilmiştir.

Değerli Kağıdın Cinsi Bedel (YTL)

1. Noter kağıtları

a) Noter kağıdı 2.70.-

b) Beyanname 2.70.-

c) Protesto, vekaletname, re’sen senet 5.40.-

2. Pasaportlar 75.00.-

3. Nüfus cüzdanları 2.70.-

4. Aile cüzdanları 26.00.-

5. Sürücü belgeleri 32.50.-

6. Banka Çekleri (Her bir çek yaprağı) 1.70.-

IX. DAMGA VERGİSİYLE İLGİLİ SUÇ VE CEZALAR

A. Genel bilgi

Vergi suçları, devlet hazinesine karşı işlenen ekonomik suçlardır. Burada hazine yararı ve korunan hukuki yarar, kamu yararı niteliğine bürünmektedir.

Vergi dairesi tarafından suç olarak saptanan fiil için hiçbir yargı kararı olmaksızın doğrudan vergi dairesince ceza kesilir.

Vergi idaresi kestiği ceza üzerinde örneğin işlemde hata varsa, tasarrufta bulunabilir. Yani bu hatayı düzeltebilir.

Vergi Usul Kanununun (VUK) öngördüğü bir kısım fiiller için de, ceza hukuku anlamında suç oluşmaktadır. Bunların tespiti ile yaptırım uygulaması ceza mahkemesinin görev alanına girmektedir. Bu çeşit suçlar için hürriyeti bağlayıcı ceza uygulanabilmektedir. Örneğin, VUK m. 359’da öngörülen kaçakçılık suçları gibi.

Vergi Ceza Hukuku kapsamındaki suç ve cezaları, mali nitelikli suç ve cezalar ile ceza hukuku anlamında suç ve cezalar olarak iki ayrı başlık altında incelenmektedir.

a) Mali nitelikteki suçlar ve cezalar

VUK’nun vergi suçu olarak düzenlediği bir kısım fiillerin yaptırımı sadece parasaldır. Bu fiillerin tespiti ve yaptırımı idare tarafından gerçekleştirilir.

VUK’nun 344ncü maddesinde, hangi fiillerin yalnız parasal cezayı gerektiren vergi ziyai suçunu oluşturacağı hükme bağlanmıştır.

Vergi ziyaı suçu, yükümlü veya sorumlu tarafından VUK’nun 341nci maddesinde yazılı hallerde vergi ziyanına sebebiyet verilmesidir.

Vergi kaybı ise, yükümlünün veya sorumlunun vergilendirme ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle verginin zamanında tahakkuk ettirilmemesi veya eksik tahakkuk ettirilmesidir (VUK m. 341).

Vergi ziyaı suçu işleyenlere, ziya uğrattıkları verginin bir katı tutarında vergi ziyanı cezası kesilir. Vergi ziyaına VUK:nun 359ncu maddesinde yazılı fiillerle sebebiyet verilmesi halinde bu ceza üç kat, bu fiile iştirak edenlere ise bir kat olarak uygulanır (VUK m. 344)

Bu yaptırım, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz zorunluluğu olan defteri, kayıt ve belgeler vasıtasıyla vergi ziyaına sebebiyet verilmesi durumunda söz konusu olur.

Vergi yasalarının şekle ve usule ilişkin hükümlerine aykırı davranarak vergi kaybı için elverişli bir ortamı yaratmaya çalışması halinde ise, usulsüzlük suçu oluşur (VUK m. 351). Usulsüzlük suçunda henüz vergi kaybı doğmamış olduğundan, bu bir tehlike suçudur.

Usulsüzlükler, VUK. nun 352 nci maddesinde yazılı derecelere ve bu Kanuna bağlı cetvele göre cezalandırılır. Usulsüz fiili re’sen takdiri gerektirirse, bağlı cetvelde yazılı cezalar iki kat olarak kesilir.

b) Ceza hukuku anlamında suçlar ve cezalar

VUK. nun 359ncu maddesinde ise, bir kısım vergi suçları ceza mahkemelerinde yargılama sonucu verilecek hürriyeti bağlayıcı cezaları öngörmektedir.

B. Damga Vergisinde suç ve cezalar

a) Yükümlü veya sorumlunun Damga Vergisi ile ilgili ödevlerini zamanında yerine getirmemesi veya eksik yerine getirmesi nedeniyle, bu vergini zamanında tahakkuk ettirilmemesi yada eksik tahakkuk ettirilmesi hallerinde vergi ziyaı suçu oluşur. İdare, böylesi bir suç oluşursa parasal ceza uygular. Uygulanacak ceza yaptırımı, ziya uğratılan verginin bir katı tutarında parasal vergi cezasıdır (DVK m. 344, 341).

Örneğin; “2/3 sayılı Vergi Usul Kanununun 19ncu maddesinde; vergi alacağının vergi kanunlarının vergiyi bağladıkları olayın vukuu veya hukuki durumun tekemmülü ile doğacağı açıklanmış olup; 488 sayılı Damga Vergisi Kanununun 1’nci maddesinde de, bu Kanuna ekli (1) sayılı tabloda yazılı kağıtların damga vergisine tabi olduğu; bu kanundaki kağıtlar teriminin yazılıp imzalanmak veya imza yerine geçen bir işaret konmak suretiyle düzenlenen ve herhangi bir hususu ispat veya belli etmek için ibraz edilebilecek olan belgeleri ifade edeceği düzenlenmesine yer verilmiştir. Buna göre; ilan ve reklam sözleşmesi dolayısıyla, damga vergisi, söz konusu sözleşmenin hukuken tekemmül ettiği; yani, taraflarınca imzalandığı tarihte doğmuş bulunmaktadır.” (Danıştay 7. Daire, 04.04.2000, E/K. 2761-958).

“Olayda, nama yazılı hisse senetleri yerini tutmak üzere çıkarılmış olan ilmühaberler ciro edilmek ve karşı tarafa teslim edilmekle devir işlemi tamamlanmakta, pay defterine kaydedilme dışında, devrin sözleşmeye bağlanması ve benzeri gibi başkaca herhangi bir işleme gerek bulunmamaktadır. (….) Taraflar arasında düzenlenen ve vergiye tabi tutulan kağıda mukavelename adı verilmiş ise de, (….) herhangi bir hususu ispat veya belli edici nitelik taşımayan söz konusu kağıtların, mahiyetleri itibarıyla birer mukavelename olarak kabulü mümkün olmadığından, yapılan tarhiyatta hukuka uyarlık bulunmayıp, aksi yolda verilen mahkeme kararında isabet görülmemiştir.” (Danıştay 7. Daire, 14.12.1999, E/K. 70-4120).

b) Vergi ziyanına, vergi kanunlarına göre tutulan veya düzenlenen ve saklama ve ibraz zorunluluğu olan defter, kayıt ve belgeler vasıtasıyla sebebiyet verilmesi durumunda, ziyaa uğrattıkları verginin üç katı vergi cezası, bu fiile katılanlara ise bir kat olarak uygulanır. (Kaçakçılık cezalı damga vergisi yaptırımı) (VUK m. 344,359)

Örneğin; “Dosyanın incelenmesinden, davacı bankanın yaptığı repo işlemlerinde kanunen düzenlemek zorunda olduğu iki nüsha repo teyit formunun bilgisayar çıktısı şeklinde iki nüsha olarak düzenlediği ve birinci nüshasını imzalayarak müşterisine verdiği ve bu nüsha üzerinden damga vergisini ödediği, ikinci nüshayı ise kopye (suret) kabul etmek suretiyle bu nüsha üzerinden damga vergisi hesaplanmadığı ve ikinci nüshaya (bilgisayar çıktısıdır imza gerekmez) ibaresinin konulduğu anlaşılmaktadır.

Suret, dahili muamelelerde kullanılmak üzere düzenlenir ve bunların düzenlenip düzenlenmemesi kişilerin ihtiyarına bırakılmıştır. Bu haliyle ispat edici özelliği olmaması nedeniyle damga vergisi mevzuu dışında bırakılmıştır. Ancak, olayda iki nüsha düzenlenmesi kanunen zorunlu ve iki nüshası da ispat edici bir vesika olan ve repo işleminin vergi dairesine veya diğer kurumlara (Merkez Bankası ve Sermaye Piyasası Kurulu gibi) ispat etmek amacıyla ibraz edilmek zorunluluğu bulunan repo teyit formlarının iki örneği de nüsha olarak düzenlenmek zorunda olup, damga vergisine tabidir. Bunun davacı banka tarafından suret olarak nitelendirilmesi, hukuki özelliği itibarıyla nüsha olmak niteliğini kaldırmaz.

Netice olarak davacı banka tarafından düzenlenen (repo teyit formunun) her iki nüshası üzerinden damga vergisi ödenmesi gerektiğinden salınan cezalı vergide isabetsizlik görülmemiştir.” (Danıştay 7. Daire, 09.03.1999, E. 1997/2771 K. 1999/973).

Jur. Dr. Mevci ERGÜN
 
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa Çalışma Grubu Toplantıları Diğer 06 Ekim 2007 - Jur. Dr. Mevci Ergün - Damga Vergisi Kanununun Sınai Haklar Boyutu

Anket

Yeni Site Görünümü?
 

İletişim

UPB (Merkez)
Mustafa Karaer Cad. Çiğdem 2 Sk. Begev Binası
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi / BURSA
Tel: (+90) 224 261 54 62 Faks: (+90) 224 261 57 29