UPB

11 OCAK 2007 - Şeyda ERGÜN - Sınai Hakların Rekabet Gücüne Etkisi

e-Posta Yazdır PDF
Küreselleşmenin sınır tanımadığı günümüzde, işletmelerin varlıklarını sürdürebilmeleri ve ekonomik başarıyı yakalayabilmelerinin altın anahtarı “rekabet gücü’ olarak karşımıza çıkmaktadır. Rekabet gücü işletmelerin kaderini belirleyen bir yol üstlenmektedir.

Küreselleşmenin sonucunda rekabetin dünya ölçeğinde giderek şiddetlendiği günümüzde, ülkeler küresel piyasada daha fazla pay sahibi olmak için rekabet güçlerini artırma konusunda yoğun çaba göstermektedirler.

Bir ülkenin gelişmişlik ,kalkınma ve refah düzeyini belirleyen unsurlardan birisi de o ülkenin dünya rekabetindeki yeridir.Türkiye uluslar arası rekabet karşılaştırmalarında uzun zamandır rekabet gücü sıralamasında istikrarlı şekilde gerilemektedir.Bu bağlamda 2005 yılı başı itibariyle Türkiye rekabet gücü açısından 105 ülke arasında 55. sırada yer alabilmiş ve Tunus,Ürdün,Kolombiya, Slovakya, Romanya,Macaristan,Slovenya,Estonya gibi ülkelerin ise çok gerisinde kalmıştır.

Ulusal rekabet gücü: Bir ülkenin vatandaşlarının gelir düzeyini koruyarak ve artırarak, ürettiği hizmet ve ürünlerle,serbest piyasa koşullarında,uluslar arası pazarlarda satış yapabilme düzeyidir.

Bu koşullarda ekonomimizin lokomotifi olan imalat sanayi işletmelerimizin daha dinamik, daha yenilikçi bir yapıya ulaşarak, rekabet güçlerini artırmaları ve yakın gelecekte tam üyesi olmayı hedeflediğimiz Avrupa Birliği ülkeleri düzeyini yakalamaları zorunlu hale gelmiştir. Yenilikçiliğe önem vermeyen işletmeler de kapanmaya mahkûmdurlar. Bu nedenle rekabet gücümüzü artırmanın yolu Ar-Ge ‘ye önem verilmesinden geçmektedir.

Teknolojik gelişmelerin ve yeniliklerin sanayiye uygulanması ekonomik kalkınmada en önemli etkenler arasında sayılabilir.

Türkiye İstatistik Kurumu verilerine göre; sanayi sektörümüzün %34.58’i yenilik yapıyor. Türkiye ekonomisinin öncüleri olan tekstil,gıda ve deri sektöründe bile yenilik oranı %50’nin altındadır.

Peki neden ülkemizde bu oran düşmektedir? Ulusal avantaj faktörlerimiz mi yetersizdir?

Ulusal avantaj faktörleri nelerdir?

1.Firma stratejisi, yapısı ve rekabet gücü

2.Pazar talep durumu

3.Üretim faktörleri

4.Altyapı ve ilişkili sanayi olarak sayabiliriz.

OECD verilerine göre ülkemiz ileri teknoloji ürünlerinde her 100 birimlik ithalatına karşılık 31 birimlik ihracat gerçekleştirebilmektedir. Ülkemiz ekonomik olarak büyüyebilmesi için Ar-Ge’ye öncelik vermelidir. Bilgiyi üretmeli, bunu üretim süreçlerine aktarmalı ve ithal ettiğimiz ürünlerin üzerine katma değer ekleyerek küresel pazarlara yeni ürünler sunmalıdır.

İnsan aklı sahip olduğu yetenekler ile bütün teknik alanlarda yenilikler üretebilmektedir.

Ekonomik kalkınmada en önemli etken teknolojik gelişmelerin ve yeniliklerin sanayiye uygulanmasıdır.Sanayi ile fikir ürünleri arasında doğrudan bağlantı vardır.

TPE patent verirken buluşun yeni olmasına, tekniğin bilinen durumunun aşılıp aşılmadığına ve en önemlisi sanayiye uygulanıp uygulanamayacağına bakar.Bu kriter patentin yalnızca sanayiye uygulanabilir buluşlara verileceğine işaret etmektedir.

Yeni ürünlerin geliştirilmesinde ve işletmelerin kazançlarında buluşlar ile birlikte endüstriyel tasarımlar da önemli rol oynar. Ürünün teknik özellikleri dışındaki üç boyutlu şekil yada iki boyutlu süslemelerini içeren ,dış görünüşünü ifade eden “Endüstriyel tasarımlar” yeni buluşların tamamlayıcısı,onların başarısının anahtarıdır.Endüstriyel tasarımlar adından da anlaşılacağı gibi sanayi ile ilgili tasarımları kapsamaktadır.

Sanayi alanındaki üretime ilişkin tüm çalışmaların sonucunda ortaya çıkacak ürünün pazarlanması,iyi seçilmiş bir marka ile mümkündür.Firmalar rakipleri ile markaları ile rekabet edebilirler.

Bu açıklamalara bakacak olursak buluş,tasarım ve marka sıralamasında ilk sırada buluş yer almaktadır.Yeni bir ürün oluşturulacak.sonra o ürüne bir görünüş tasarlanacak ,daha sonra da bir tanıtım aracı olan marka seçilecektir.

Araştırma ve teknoloji geliştirme faaliyeti soncunda oluşturulan yeni ürünlerden olan buluşlar bir işletmenin Pazar değerini doğrudan etkiler.Pazar değerleri sıralamasında ilk sırada yer alan işletmelerin yıllık Ar-GE harcamalarının da yüksek olduğu,en çok buluş yapan ve patent alan işletmeler sıralamasında da ön sıralarda oldukları görülür.

Pazar Değeri Açısından

Dünyanın İlk Dört Şirketi,

Patent Sayıları

ve

AR-GE Harcamaları

ŞİRKET PAZAR DEĞERİ

2001

PATENT SAYISI

2004(USA)

AR-GE HARCAMALARI 1997
1 General Electric 486.67Milyar $ 24439 899 Milyon $
2 Microsoft Comporation 369.10 Milyar $ 3137 1.169 Milyar $
3 Exxon Mobil 306.67 Milyar $ 63 321 Milyon $
4 Pfizer Inc 270.80 Milyar $ 2803 1.171 Milyar $


Pazar değeri tespitinde ;Teknolojiyi yaratanlar,Teknolojiyi bir bedel ödeyerek kullananlar,teknolojik ürünleri izinsiz taklit edenler olmak üzere üç farklı açıdan bakılabilir. Ülkeler hangi bölümde yer alacaklarına karar vermek durumundadırlar.Ülkemiz diğer iki sınıfı çok iyi değerlendirmekle beraber asıl gerekli olan gelişmemizi sağlayan teknolojiyi yaratanlar sınıfına girmeye çalışmaktadır.Bunun çok güzel örnekleri Vestel’in son günlerde açıklanan İnsansız uçak,bitmeyen pil gibi projeleri gurur vermekte…..

Gerek Pazar paylarının ve gerekse patent alınan buluş sayılarının yüksekliği,iyi planlanmış araştırma ve geliştirme Ar-Ge faaliyetlerine bağlıdır.Rekabet alanında güçlü şirketlerin ve bu şirketleri destekleyen ülkelerin Ar-Ge faaliyetlerine büyük paralar ayırdıkları bilinmektedir.

Ülkemizin gelişmişlik seviyesini ve gelirlerini artırabilmesi,teknolojiyi çok iyi takip etmesine ve yeni ürünler üretmesine,ürettiği bu yeni ürünleri uluslar arası pazarlarda satabilen şirketlere sahip olmasına bağlıdır.

Bilgi ekonomisi içinde sınai hakların 2 rolü vardır.

1-İnovasyonun özendirilmesi,

2-Teknolojinin yayılması (dolayısıyla yeni pazarlara giriş ve yeni firmalar kurulması).

Gelişen ülkeler patent sistemlerini de güçlendirmektedirler. Bunu yaparken yerli buluşları özendirmekte ve teknolojinin yayılımı yönünü desteklemektedirler.

Patent, sanayi alanındaki bir buluşun sahibine TPE tarafından verilen ve bu buluşun belirli bir süre korunmasını sağlayan bir belgedir. Bu belge ,hak sahibine belirli bir süre için buluşun başkalarınca üretilmesi,satışı ve ithalini engelleme hakkı sağlar.Patent ekonomik bir değere sahiptir.Patent sahibi bir bedel karşılığı patentini kiraya verebilir veya satabilir veya bir şirkete sermaye olarak koyabilir.

Patent sahibine 20 yıl süre için tekel hakkı verir.Bu koruma sistemi,yeni buluşlar için özendirici olmaktadır.Aynı sanayi alanında belirli bir sorunun farklı teknik çözümlerine ilişkin pek çok buluşu teşvik eder.

Bir buluşu yapabilmek için, hangi ürün hedefleniyorsa o mevcut yapıda neler olduğunu çok iyi bilmek gerekir.O ürün üzerinde çalışma yapabilmek içinde o ürünün alt yapısı çok iyi araştırılmalıdır.

O ürün üzerindeki teknik bilgi ile ilgili verilere de ancak patent araştırması ile ulaşabiliriz.

Ar-Ge çalışması ile bir çok sistem, metod, proses, mekanik yapı, tertibat, aparatlar ve farklı tekniklere sahip buluşlar geliştirebilmektedir. Buluşun yenilik unsuru taşıması veya patent kriterlerine uygun olması, ancak önceki tekniğin (buluşun alt yapısı) bilinmesi ve bu bilgiler ışığında buluşun inşa edilmesi ile mümkün kılınmaktadır.

Önümüzde bir Çin ve gelecekte de Hindistan tehdidinin olduğu unutulmamalıdır.

Çin şu anda 15 milyar dolarla Ar-Ge’ye en fazla kaynak ayıran ülkeler arasındadır. Çin,dünyanın bir yıl içinde en fazla pratik yenilik patenti,endüstriyel tasarım patenti ve ticari marka için başvuru alan ülkesidir.

1 milyon patent başvurusuna ulaşmak, Çin'in 15 yılını almış olsa da, bir sonraki 1 milyon için yalnızca dört yıl yeterli oldu.
Bu yılın 31 Ocak'ı itibarıyla 1.27 milyon civarında onay belgesi verildi.

Bu gün kalitesiz ve değersiz gördüğümüz Çin malları yarınlarda Ar-Ge ürünü olacaktır. Çünkü,2005 yılında Çin teknoloji ithal ettiğimiz ülkeler arasında ilk sıralardadır.2005 yılında Türkiye’nin toplam ileri teknoloji ürünü ithalatının yüzde 15.3’ü Çin’den gerçekleştirilmiştir.

Rekabet gücü olmayan,bu gücünü sürekli olarak artırmayan ve çağdaş kalite standartlarını yakalayamayan firmalarımızın uluslar arası pazarda pay alabilmeleri çok zordur.Rekabet gücünün yükseltilmesi firmaların hızla değişen koşullara yine hızlı bir şekilde uyum göstermelerine bağlıdır.

Yararlanılan kaynaklar:

Yetiş,Nükhet:TÜBİTAK ,Bilim ve Teknoloji Stratajileri Yönlendirme Kurulu Üçüncü Toplantısı2004

Turan,Seyida:Konya Ticaret Odası Araştırma Raporu,Rekabet gücü endeksi ve Türkiye,2006

Dericioğlu,Kaan:Fikri Haklar Hukuku Sempozyumu,Buluşların işletmelerin rekabet gücüne etkisi,2004

Şeyda Ergün ,11/01/2007,UPB Sunumu,Bursa

 
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa Çalışma Grubu Toplantıları Diğer 11 OCAK 2007 - Şeyda ERGÜN - Sınai Hakların Rekabet Gücüne Etkisi

Anket

Yeni Site Görünümü?
 

İletişim

UPB (Merkez)
Mustafa Karaer Cad. Çiğdem 2 Sk. Begev Binası
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi / BURSA
Tel: (+90) 224 261 54 62 Faks: (+90) 224 261 57 29