UPB

Uluslararası Antlaşmalar

E-posta Yazdır PDF
  1. PARİS SÖZLEŞMESİ

Sınai mülkiyet haklarının uluslar arası planda korunmasını sağlamak amacıyla 1883’de Paris’te yapılan toplantıda “Sınai Mülkiyetin Himayesi için Bir İttihat Teşkili Hakkındaki Mukavelename” (Paris Sözleşmesi) kabul olunmuştur.

Paris Sözleşmesinin temel ilkeleri:

Milli Muamele:Paris Sözleşmesi ile, üye devletler, sınai mülkiyetin korunması hususunda bir Birlik oluşturmuşlardır. Birliğe dahil Devlet vatandaşları, diğer bir (taraf) Devlette ikametgahı yada müessesesi bulunmasa dahi, sınai mülkiyet konusunda o Devletin vatandaşlarına tanıdığı haklardan yararlanma olanağına sahiptir.

Rüçhan Hakkı:Paris Sözleşmesi ile buluşların korunması için, patent ve faydalı modeller ile ilgili olarak 12 aylık rüçhan hakkı tanınmaktadır. Paris Sözleşmesinin en önemli ilkelerinden biri olan rüçhan hakkı ilkesi gereğince, rüçhan hakkından yararlanılarak yapılan bir başvuruda, ilk başvuru ile ikinci başvuru tarihleri arasında üçüncü kişiler tarafından yapılan başvurular karşıt referans olarak gösterilemez. Böylece, başvuru sahibine koruma isteyeceği diğer ülkelerde güvenli bir biçimde başvuru yapma olanağı sağlayarak korumanın diğer ülkeleri de kapsayacak biçimde genişletilmesi olanağı sağlanmış olur.

Paris Sözleşmesi’nin Üçüncü Mükerrer 4. ncü maddesi ile “patent konusu ürünün veya patent konusu usulle elde edilen ürünün satışı ulusal mevzuattan doğan kısıtlamalara tabidir” gerekçesiyle patent başvurusunun reddedilemeyeceği veya verilmiş patentlerin iptal edilemeyeceği hüküm altına alınmıştır.

Ayrıca Sözleşmenin 5 ve Birinci Mükerrer 5 madde hükümlerinde üye ülkeler yönünden yükümlülükler getirilmiştir.

 

  1. MADRİD ANLAŞMASI VE BU ANLAŞMAYA İLİŞKİN PROTOKOL

Markaların uluslar arası tescili iki anlaşma tarafından düzenlenir. Bunlar, 1891 tarihli Markaların Uluslar arası Tesciline ilişkin Madrid Anlaşması ve 1989’da kabul edilip, 1 Aralık 1995’te yürürlüğe giren ve 1 Nisan 1996’da uygulanmaya başlayan Madrid Anlaşmasına ilişkin protokol’dür.

Paris Sözleşmesine taraf olan her devlet; Anlaşma veya Protokole veya her ikisine birden taraf olabilir.

Protokole taraf devletler ve protokole taraf örgütler bütün Akit taraflar olarak kabul edilirler. Akit taraflar toplu olarak, Paris Sözleşmesinin 19 maddesi çerçevesinde Madrid Sözleşmesine taraf olan ülkelerin üyesi bulunduğu özel bir birlik olan, Madrid Birliği’ne üye olacaklardır.

Madrid Birliğine üye olan her ülke, Birlikçe oluşturulan kurulunda üyesidir.

Markaların uluslar arası tesciline olanak sağlayan, markaların uluslar arası tescili konusundaki Madrid Anlaşması ile ilgili protokole, Türkiye 1.1.1999 tarihinden itibaren katılmıştır.

 

Uluslar arası marka tescili işlemleri, Dünya Fikri Haklar Örgütü (WIPO) bünyesinde oluşturulan Uluslar arası Büro tarafından yürütülmektedir. Marka, menşe ofis tarafından tescil edildikten veya tescil için başvuru yapıldıktan sonra, marka sahibi koruma istediği Anlaşmaya taraf ülkelere, bir dil, bir formla ve bir ücret ödenerek başvuru yapabilmektedir.

Madrid Protokolü, markaların uluslar arası tescili ile ilgili mevzuat Madrid Anlaşmasına yeni özellikler katılarak hazırlanmış ve özellikle Madrid Anlaşmasına katılmakta zorluklarla karşılaşan ülkelerin sorunlarını ortadan kaldırmak amacıyla uygulamaya konulmuştur. Bu anlamda Madrid Protokolü, Madrid Anlaşmasının ilkelerini benimseyen ayrı bir anlaşma niteliğindedir.

Protokole göre uluslar arası tescil yaptırmak isteyenler, kendi ülkesinde marka tescili yaptırdıktan sonra veya sadece marka tescil başvurusunda bulunduktan sonra bu başvuruya dayalı olarak uluslar arası tescil başvurusunda bulunabilirler. Madrid Anlaşmasına göre ise uluslar arası tescil başvurusu yapabilmek için önce kendi ülkesinde tescil yaptırmak zorunluluğu vardır. Protokole üye ülkelerin kendi ülkelerinde tescili yaptırmak istenen uluslar arası tescil başvurularını inceleyip cevaplamak için 18 aylık bir süreleri vardır ve gerektiğinde bu süre daha uzun tutulabilmektedir. Halbuki Madrid Anlaşmasına göre bu süre sadece 12 aydır.Madrid Protokolüne göre üye ülkeler daha yüksek gelir payı elde ederler. Protokole göre uluslar arası tescil iptal edilse bile, bu tesciller ülkeler bazında ilk başvuru tarihi esas alınarak ulusal tescile çevrilebilecektir.

Protokol Avrupa Topluluğu mevzuatı ile de bir bağlantı oluşturmaktadır. Şöyle ki, Avrupa Topluluğu Protokole üye olursa, Topluluk Marka Ofisi’ne yapılan başvurular ve tesciller Protokole göre etkili uluslar arası tescil olabilecektir.

Protokolün bir diğer avantajı uluslar arası marka tescil başvurularının sadece fransızca değil, ingilizce olarak da yapılabilmesidir.

Madrid Anlaşmasını tamamlayıcı nitelikte getirilen bu yeni düzenlemeler uluslar arası marka tescil işlemlerinde karşılıklı olarak başvuru sahiplerine kolaylıklar sağlamakta, üye ülke ofislerine daha çok süre tanımakta ve daha fazla ücret alabilme imkanı getirmekte ve böylece sistemi cazip hale getirmektedir.

Protokol, Paris Sözleşmesi ve bazı belirli uluslar arası kuruluşlara üye olan ülkelerin katılımına açıktır.

Protokole üyelik başvurusu kabul ve onaylama işlemleri doğrudan Dünya Fikri Mülkiyet Teşkilatı tarafından yürütülmektedir.

Protokole taraf ülkeler Madrid Anlaşmasına taraf olmasalar bile, anlaşma ile oluşturulan Kurula ve Madrid Birliğine de dahil olmaktadırlar.

Ayrıca, Avrupa ile Gümrük Birliği kapsamında 6 Mart 1995 tarih ve 95/1 sayılı Ortaklık Konseyi Kararı’nın Fikri, Sınai ve Ticari Mülkiyetin Korunması Hakkındaki 8 No’lu ekinin Gümrük Birliğinin başlangıcından itibaren üç yıl içinde yerine getirilmesi gereken yükümlülükler bölümünde, Türkiye’nin Markaların Uluslar arası Tescili ile ilgili Madrid Anlaşmasına İlişkin Protokole taraf olma yükümlülüğü de yer almaktadır.

Söz konusu Protokole katılım, sanayicilerimize, markalarının ulusal arası tescillerini Türk Patent Enstitüsü vasıtasıyla daha kolay ve öncekine göre daha az maliyet ile yaptırabilmelerini sağlamıştır. Protokolün yukarıda sayılan avantajları, Türkiye’ye mali yükümlülük getirmemesi ve milli mevzuatta değişiklik gerektirmemesi hususları da göz önüne alınarak, Avrupa Birliği ortaklık Konseyi’nin 1/95 Sayılı Kararındaki yükümlülüğümüzün de yerine getirilmesi açısından önemlidir.

 

  1. AVRUPA TOPLULUĞU TOPLULUK MARKASI TESCİLİ (CTM)

Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı için gerekli olan, Topluluk Markası tescili 1.4.1996 tarihinden itibaren başlamıştır. Başvurular, İspanya’nın Alicante şehrinde kurulan İç Pazarda Uyum Sağlama Ofisi’ne (OHIM) yada bütün Topluluk Marka Ofisleri’ne yapılabilecektir. Tescil ile ilgili değerlendirme OHIM’ de yapılacaktır.

Türkiye, Paris Sözleşmesi ve Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Anlaşması üyesi olduğu için, Türk vatandaşları da bu olanaktan yararlanabilecektir. Topluluk markası tescili, işlem olarak bir zorunluluk değildir. Topluluk markası olarak yapılacak bir tek tescil ile topluluğun üyeleri olan Avusturya, İngiltere, Danimarka, Almanya, Finlandiya, Fransa, Yunanistan, İrlanda, İtalya, Belçika, Lüksemburg, Hollanda, Portekiz, İspanya ve İsveç’te markanın korunması sağlanacaktır.

 

Avrupa Birliği ülkelerinden herhangi birinde markaları tescilli olan Türk vatandaşları, Topluluk Markası tescilini talep ederken veya itiraz aşamasında, bu ülkelerdeki mevcut tescillerin kıdemini talep edebileceklerdir.

 

a) Topluluk Markası Tescili İle Sağlanacak Diğer Avantajlar

-Tescil ve yenilemede daha düşük masraf (25 ülke yerine tek bir başvuru, işlem ve yenileme)

-OHIM’ de inceleme olmaması, yalnız üçüncü kişilerin itirazının söz konusu olması,

-Topluluk Markasının Avrupa Birliği ülkelerinin tümü yerine bazılarında kullanımının yeterli olması,

-Avrupa Birliği’nde marka tecavüzlerinin tek bir işlem ile kavuşturulması,

 

b) Topluluk Markası Tescilinin Dezavantajları

-Marka tüm Avrupa Birliği ülkelerinde tescil edilemiyorsa, Topluluk Markası olarak tescil edilememesi,

-Tek bir itiraz veya iptal veya hükümsüzlük talebi ile marka başvurusu veya tesciline karşı işlem yapılabilmesi,

 

-Topluluk Markasının birlik ülkelerinden biri için devir edile bilememesi.

 

Topluluk Marka Tescili ve Madrid Protokolüne Göre Marka Tescil Karşılaştırılması

 

Topluluk Markası

Madrid Protokolü

Tek başvuru

Tek başvuru

Tek dil

Tek dil

Üye ülkelerin tamamı için ülke seçimi mümkün değil

Üye ülkelerden istenilen seçilebilir

İşlem süresi belirsiz ve uzun

İşlem süresi belirli ve kısa (En çok 18 ay)

Daha önceki başvuru veya tescile bağımlı değil

Başvurunun dayandığı kaynak ülkedeki başvuru veya tescile bağımlı

Tek bir ülkede red edilirse başvuru tamamen ret ediliyor

Ret edilen ülkeler dışında tescile devam edilmesi mümkün

Tek bir ülkede kullanımı yeterli

Her ülkenin kendi kullanım süreleri dikkate alınıyor. Tek ülkede kullanım yeterli değil.

Başvuru başka bir başvuruya bağımlı değil

Başvuru ve tescil kaynak başvuru veya tescile beş yıl boyunca bağımlı. Kaynak başvuru veya tescil iptal olursa, bağımlı başvuru veya tescil de iptal olur. Bu durumda ulusal başvurulara dönüşebilir.

 

4. NİCE ANLAŞMASI

Markaların Tescili Amaçları İçin Eşyaların ve Hizmetlerin Uluslar arası Sınıflandırılması Hakkında Nice Anlaşması 1957 yılında Stockholm’de, 1977 ve 1979 yıllarında Cenevre’de değiştirilmiştir.

Nice Anlaşması, marka tescilinde kolaylık ve uyum sağlayan bir anlaşmadır. Bu anlaşma hükümlerine göre, eşyalar 34 sınıfa ve hizmetler 11 sınıfa ayrılmıştır. Marka başvuruları bu sınıflar esas alınarak gerçekleştirilmektedir. Sınıflandırma sisteminin yararı, iki ayrı başvuruda birbirine benzer markaların tescili talep edildiği zaman, talep edilen eşyaların yada hizmetlerin sınıfları aynı yada benzer ise, ikinci başvurunun ret edilmesi, yani sicilde ve toplumda kargaşaya neden olacak, benzer marka tescilinin önlenebilmesidir. Nice Anlaşması Türkiye’de, 13.8.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 1.1.1996 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

Nice Anlaşması, her ülkeyi kendisine uygun hukuki çerçevede bu anlaşmayı uygulamakta serbest bırakmıştır. Özellikle halen tescil edilmiş markaları sınıflandırma hususunda ve hizmet markalarını uygulamaya koyma konusunda ülkeleri zorlamamaktadır.

Nice Sınıflandırması hem başvuru sahipleri, hem de tescil işlerini yürüten ofislere çok sayıda avantaj sağlamaktadır. Değişiklik ülkelerde marka koruması isteyen başvuru sahipleri için kolaylık sağlamakta ve zaman kaybını önlemektedir. Bu sınıflandırmayı kullanın bir ülkedeki başvurunun, sınıflandırılmış ve ofisçe doğrulanmış aynı marka için, başka ülkelerde yapılan başvurular açısından sınıflandırılması ve kontrolü kolaylaşmaktadır.

Nice Sınıflandırması, araştırma yapan ulusal ofisler ile kuruluşlar için de araştırmayı kolaylaştırmaktadırlar. Bu uluslar arası sınıflandırma, dünya üzerinde geçerli tek sistem olarak kullanıldığında, temel araştırma yapılması, arşivlenmesi ve denetlenmesi mümkün olacaktır.

Nice Sınıflandırması halen birkaç lisanla eşya ve hizmetleri sınıflandırdığı için, başvuru sahibi için kendi lisanı dışındaki bir lisanla bu eşya ve hizmetleri sınıflandırma yaparak, iş yükünü azaltmaktadır.

Nice Sınıflandırmasının getirdiği diğer bir avantaj ise, periyodik olarak bu sınıflandırmanın güncelleştirilmesi ve modernize edilmesidir. Bu hizmetler Anlaşmaya üye ülkelerin temsilcilerinden oluşan Uzmanlar Komitesince yapılmaktadır.

 

5. VİYANA ANLAŞMASI

Markaların Şekilli Elemanlarının Uluslar arası Sınıflandırması’nı kuran Viyana Anlaşması 1973 yılında Viyana’da kabul edilmiştir. Bu anlaşmaya Ocak 2000 itibariyle 15 ülke üyedir.

Markalar; kelime / kelimeler, şekil / şekiller yada kelime / kelimeler ve şekil / şekiller karışımından oluşmaktadır. Kelime markalarının alfabetik kodlanmasının kolay olmasına karşılık şekilli markaların kodlanması zordur. Bu zorluğu ortadan kaldırmak bakımından, marka olarak kullanılabilecek şekiller için özel bir kodlama Viyana Anlaşması ile gerçekleştirilmiştir. Şekilli markaların, fihristlenmesi yada bilgisayara yüklenmesi sırasında bu sınıflandırma kullanılmaktadır.

Sınai mülkiyet alanında hazırlanan diğer sınıflandırma sistemlerinde olduğu gibi, bu sınıflandırma da ülkeler arası işbirliği açısından avantajlar sağlamaktadır. Uluslar arası sınıflandırma yapılmadığı takdirde, her ofisin kendi sistemini geliştirmek durumunda kalacağı düşünülerek, başvuruların sınıflandırılması ve araştırılması için ortak kullanım amacıyla bu sistem oluşturulmuştur. Uluslar arası başvuru değişimleri esnasında bu sınıflandırmayı kullanan ülkeler, çok sayıda tekrar sınıflandırma yapma ve zaman kaybından kurtarılmıştır. Bu avantaj özellikle bu konuda yetişmiş ve yeterli personeli olmayan gelişmekte olan ülkeler için çok önemlidir.

Viyana Sınıflandırması, hiyerarşik bir sistemli şekilleri genelden özele doğru kategori, bölüm ve kısımları ayırarak hazırlanmıştır.

Viyana Anlaşması Türkiye’de, 13.8.1995 tarihli Resmi Gazetede yayımlanarak 1.1.1996 tarihinden itibaren yürürlüğe girmiştir.

 

  1. TRIP’S ANLAŞMASI

Fikri hakların yeterli ve etkin korunması, uluslar arası ticaretin ve yatırım hareketlerinin artırılması bakımından büyük önem taşımaktadır. Fikri hakların korunması alanında ülkelerin mevzuatında farklılıklar bulunmasının, bazı ülkelerde koruma olmamasının yada korumanın ihtiyaca cevap verecek boyutta sağlanmamasının uluslar arası ticaret üzerindeki olumsuz etkilerine ilgisiz kalınmamış ve Uruguay Round sonucu ortaya çıkan Dünya Ticaret Örgütü (DTÖ) Kurucu Anlaşması Eki’nde yer alan Ticaretle Bağlantılı Fikri Haklar (TRIP’s) Anlaşması ile bu alanda düzenlemeler öngören söz konusu anlaşma, üye ülkelerde bu alanda var olan farklılıkları ortadan kaldırarak, kurallara bağlanmış, öngörülebilir bir ortam yaratmayı ve sorunları sistematik olarak çözmeyi amaçlamaktadır.

Söz konusu Anlaşma, çok taraflı ticaret sisteminin temel prensiplerinin ve fikri haklar ile ilgili diğer uluslar arası anlaşmaların nasıl uygulanacağına, fikri hakların yeterli ve etkin korumanın nasıl sağlanacağına, üye ülkeler arasında çıkacak uyuşmazlıkların nasıl çözümleneceğine ve gelişmekte olan ülkelerde en az gelişmiş ülkeler için özel geçiş sürelerine ilişkin hususları düzenlemektedir.

TRIP’s Anlaşması, eser sahibinin hakları ve komşu haklar, markalar, coğrafi işaretler, endüstriyel tasarımlar, patentler, entegre devre topografyaları, açıklanmamış bilgilerin korunması ile sözleşmeye bağlı lisanslarda rekabete karşı uygulamaların denetimi konularını kapsamaktadır.

Türkiye, gerek TRIP's Anlaşması gerek Avrupa Birliği’nin fikri haklarla ilgili düzenlemelerine uyumun bir parçası olarak 1995 yılında fikri haklar konusunda önemli yasal değişikliklere gitmiştir.

DTÖ Kuruluş Anlaşması’nın ayrılmaz bir parçası olan Ticaretle bağlantılı Fikri ve Sınai Haklar (TRIP's) Anlaşmasında toplam 73 madde de düzenlenmiştir.

Türkiye DTO Kuruluş Antlaşması ve eki TRIP ‘s Anlaşmasına taraftır.

26.1.1995 tarih ve 4067 sayılı Kanunla onaylanarak 31.12.94 tarihinden itibaren Türkiye’de yürürlüğe giren Dünya Ticaret Örgütü Anlaşması eki olan Ticaretle bağlantılı Fikri Haklar Anlaşması’nda, markalar konusunda madde 15 ila 21 özel hükümler düzenlenmiştir. Korunabilir marka konusu, verilen haklar, lisans verme ve devir başlıkları ile düzenlenen konular, marka koruması koşullarının standartlarını vermektedir.

 

TRIPs’ nın Özellikleri Şöyle Sıralanabilir:

1. Sınai ve edebi (fikri) mülkiyet ayırımını ortadan kaldırmış ve “fikri mülkiyet” kavramına geniş anlam ve kapsam vermiştir.

2. Mevcut uluslar arası sözleşmelerin uygulama alanını genişletmiştir.

3. İhlallere karşı uygulanabilecek, gümrüklerde el koyma, sahte malları imha etme gibi yeni yaptırımlar getirmiştir.

4. Yükümlerini ihlal eden üyelerinden Dünya Ticaret Örgütü’nün sağladığı hak ve imkanların çekilmesini öngörmüştür.

5. İhtilafların çözümü mekanizmasına yer vermiştir.

6. İlaç (ürün ve usul) patentlerinin genel olarak kabulünü sağlamış ve bunun için 2000-2005 yılına kadar süre tanımış, ayrıca başvuruların - incelenmemek ve kapalı kalmak şartı ile- sözleşmenin kabulü ile birlikte yapılmasına imkan sağlamıştır.

7. Komşu hakların korunmalarında asgari haklar ile tabaya eşitlik ilkelerine yer vermiş, telif haklarında asgari koruma süresini 50 ve TV – verici işletmelerin koruma sürelerini ise en az 20 yıl olarak belirlemiştir.

8. Bilgisayar programları ile data tabanlarının korunmasını fikir ve sanat eserlerine eşit duruma getirmiştir.

9. Fikir ve sanat eserlerinde kiralama ve ödünç verme hakkını koruma altına almıştır.

 

  1. MARKALAR KANUNU ANTLAŞMASI

27. 10.1994 tarihinde Cenevre’de benimsenmiş ve 1.8.1996 tarihinde yürürlüğe girmiştir. Antlaşmanın amacı, markaların korunması ve ulusal başvurularla ilgili kurumsal işlemleri basitleştirmek ve uyumlaştırmaktır.Marka Kanunu Anlaşmasına,07.04.2004 tarih 5118 sayılı Kanunla katılmamız uygun bulunmuştur.Bakanlar Kurulunca verilen 06.09.2004 tarih 2004/7849 sayılı Kararla,bu Antlaşmaya 01.01.2005 tarihinden geçerli olmak üzere katılmamız kararlaştırılmıştır.Ayrıca,Marka Kanunu Antlaşması Uygulama Yönetmeliği oe 23.09.2004 tarih 25592 sayılı Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe konulmuştur.

Temel amaç ofis işlemlerinde akışın hızlandırılması, gereksiz belge işlemlerinin kaldırılması, belgeye dayalı çalışmaların en aza indirilmesi, başvuru masraflarının azaltılmasıdır.

Antlaşma görüntüyle algılanabilen işaretlerden oluşan ve mal veya hizmetler veya mal ve hizmetleri bir arada kapsayan markalara uygulanır. Üç boyutlu resim verebilen negatif markalarla, görüntüyle algılanamayan işaretlerden oluşan markalara, özellikle ses ve kokuya dayalı markalara uygulanmaz. Üç boyutlu markaların tescilini kabul eden taraf ülkeler, bu markalara da antlaşma hükümlerini uygulamak zorundadır. Ortak markalar ve garanti markaları kapsam dışındadır.

Antlaşma hükümlerine göre başvurunun takdiri ile ilgili gereklilikler hususunda taraf ülkeler müracaatı reddedemez. Ayrıca taraf ülkeler, kanunlarında belirtildiği sürece, imzalı talebin tescilin feragatını kapsadığı durumlar hariç, hiçbir .belgede tasdik, noter tasdiki, doğruluğunu ispat, kanuni izin veya herhangi bir sertifika isteyemez.

Bir başvuru Nice Sınıflandırmasına göre bir veya çeşitli sınıflara tekabül edip etmediğine bakılmaksızın, çeşitli mal ve/veya hizmetleri kapsayabilir. Nice Sınıflandırmasının çeşitli sınıflarına dayalı mal ve/veya hizmetler için tek başvuru yapılmışsa, bu başvuru tek tescil olarak sonuçlanır. Mal veya hizmetler, Ofisçe tescil veya yayında, Nice Sınıflandırmasının aynı sınıfında görünüyor olsa bile, birbirinin aynı olarak kabul edilmeyebilir.

Bu anlaşmaya taraf ülkeler markaları kapsayan Paris Sözleşmesi hükümlerini hizmet markalarına da uygulanacaktır.

Getirilen tüm düzenlemeler hem Marka Ofislerinin evrak, belge sayısını azaltarak dosya yükünü hafifletmekte hem de başvuru sahipleri için belge tamamlama sürecini ve yapacağı masrafları azaltmaktadır.

Bu arada Türk Patent Enstitüsü’nce halen uygulanmakta olan 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ nin hazırlık çalışmalarında söz konusu Antlaşmanın hükümleri dikkate alınmıştır. Ayrıca yine Antlaşmada öngörülen uluslar arası sınıflandırma sistemlerinden markalar ile ilgili olarak uygulanan Nice ve Viyana Sınıflandırmaları konusundaki iki Anlaşmaya taraf olunmuş ve uygulamaya başlatılmıştır.

 

  1. MALLARIN KAYNAĞI İLE İLGİLİ SAHTE VE YANILTICI İŞARETLERİN ÖNLENMESİ İÇİN MADRİD ANLAŞMASI

Anlaşma 1891 yılında imzalanarak yürürlüğe girmiş, 1911 yılında Washington’da, 1925 yılında La Hey’ de, 1934 yılında Londra’da 1958 yılında Libzon’ da ve 1967 yılanda Stockholm’de tadil edilmiştir.

Anlaşma Paris Sözleşmesi’ne üye ülkelerin katılımına açıktır. Anlaşmaya göre, sahte ve yanıltıcı işaret içeren mallar, üye ülkelerin her birinde, dolaylı veya direkt olarak bir ülke veya belli bir bölge ile ilgili işaret taşıdığında, ithalat sırasında el konulmakta veya ithalat yasaklanmakta veya bu ithalatla ilgili diğer hükümler ve cezalar uygulanmaktadır.

Anlaşmaya göre, malların kaynağı konusunda halkı yanıltıcı mahiyette olan tüm işaretlerin kullanımı yasaklanmaktadır.

Türkiye’nin de 1930 yılında üye olduğu Anlaşmaya 15 Nisan 2000 tarihi itibariyle 32 ülke üyedir.

Son Güncelleme ( Pazartesi, 11 Haziran 2012 08:46 )  
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa Uluslararası Antlaşmalar

Anket

İletişim

UPB (Merkez)
Mustafa Karaer Cad. Çiğdem 2 Sk. Begev Binası
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi / BURSA
Tel: (+90) 224 261 54 62 Faks: (+90) 224 261 57 29