MARKA HAKKI
Marka; 556 sayılı Markaların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 5. Maddesi hükmünde “bir teşebbüsün mal veya hizmetlerinin bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajları gibi çizimle görüntülenebilen ve çoğaltılabilen her türlü işaret” olarak tanımlanmıştır. Belli bir işletmeye ait mal ve hizmetlerin tanıtılmasını ve ayırt edilmesini sağlayan markanın üzerinde sahip olunan hakka ise “marka hakkı” denilmektedir. Marka üzerindeki hak, mutlak bir haktır. Mutlak bir hak olan marka hakkı, sahibine markanın başkası tarafından kullanılmasını engellemek dahil olmak üzere, inhisari (tekel) hak ve yetkiler verir. Marka sahibine hem malvarlıksal yararlar hem de kişilik hakları sağlar. Marka hakkının sağladığı malvarlıksal yararlar, kullanma haklarıdır. Kullanma hakkıyla hem marka sahibinin markayı kullanması, hem de markasının başkasına kullandırması neticesinde elde ettiği ekonomik yararlar kastedilmektedir. Marka hakkının sağladığı kişilik hakları ile de marka sahibinin ünü ve itibarı ve bunlardan doğan hakları ifade edilmektedir.
MARKANIN KULLANILMASI VE KULLANMA SAYILAN DURUMLAR
Markaların kullanılması ve hangi hallerin kullanma olarak kabul edileceği KHK m.14 hükmünde belirtilmiştir. Bu hükme göre; “ markanın, tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde, haklı bir neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde, marka iptal edilir. Aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir:
a) Tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması,
b) Markanın yalnız ihracat amacıyla mal ya da ambalajlarında kullanılması,
c) Markanın, marka sahibinin izni ile kullanılması,
d) Markayı taşıyan malın ithalatı”
Markanın Ayırt Edici Karakterini Değiştirmeden Farklı Unsurlarla Kullanılması
KHK m14 ün ikinci fıkrasında; “aşağıda belirtilen durumlar markayı kullanma kabul edilir” denilmekte ve tescilli markanın ayırt edici karakterini değiştirmeden markanın farklı unsurlarla kullanılması durumunda da markanın kullanılması olarak kabul edilmektedir. 551 sayılı Markalar Kanunundan farklı olarak KHK da markanın tescil edildiği şekilde kullanılması yükümlülüğünden bahsedilmemiş olmasına rağmen, kural olarak marka tescil edildiği şekilde kullanılmalıdır. Bunun yanında, marka üzerinde, markanın temel unsurlarına zarar vermeden, değişiklik yapma gereği doğabilir. Bu yüzden markanın, ayırt edici karakteri değiştirilmeden farklı unsurlarla kullanımına izin verilmelidir. Bu sayede, marka sahiplerinin markalarının modernize etme ihtiyaçları da karşılanmış olacaktır. KHK da markanın mutlak biçimde aynen kullanılmasının zorunlu kılmamıştır tersine farklı kullanımın sınırlarını belirleyerek, bu sınırlar içinde farklı kullanıma imkân tanınmıştır. Markanın tescil edildiği şekilden farklı olarak kullanılması, markanın ayırt edici karakterini değiştirmiyorsa, marka hakkını devam ettirici kullanma vardır. Yani; önemli olan, markanın bazı unsurlarında değişiklik yapılarak kullanılması durumunda, markanın ayırt edici karakterinin değişip, değişmediğidir. Başvurulacak olan ölçü; toplumun genelinin, yapılan değişikliği önemli kabul etmemesi, yani; markanın kullanılan biçimini tescil edilen markadan tamamen farklı yeni bir marka gibi algılıyor ve kabul ediyorsa, burada hakkı devam ettirici bir kullanım yoktur. Ayrıca markanın kullanıldığı ticari alandaki uygulamalara da bakmamız gerekmektedir. Örneğin; sigara için tescil edilen “Silva Long” şeklinde kullanılması uygun görülmüştür. Çünkü; sigara tüketen kimseler markaya eklenen “Long” sözcüğünün, sigaranın boyunu belirten yani “sigaranın uzun olduğunu” gösteren bir sözcük olduğunu ve ayırt etme gücü olduğunu bilmektedir. Markanın yanında sadece markayı tanımlayıcı bir ek yapılırsa, burada da markanın ayırt edici karakterine zarar veren bir kullanım yoktur. Örneğin; tıbbi malzemelerde markanın yanına meslek dilinde kullanılan endikasyonlar ve malzemenin özelliğine ilişkin eklerin konulması durumunda böyle olmaktadır. (Örneğin ; Apranax Fort ) gibi.Bitişik yazılan iki sözcükten oluşan markadaki sözcüklerin birbirlerinden ayrılarak kullanılması durumunda toplum aynı markayı kullanılıyor olarak algıladığı sürece farklı unsurlarla kullanım şartı yerine getirilmiştir.( Örneğin ; kolonyağı şişesinin üzerinde sadece “Eyüp Sabri” yazısını görsek o markanın “Eyüp Sabri Tuncer” markası olduğunu algılarız.) Ya da iki sözcükten yalnızca birisi kullanılıyorsa, kullanılmayan sözcüğün tanıtıcı işlevi daha zayıf veya toplum için büyük bir öneme sahip değilse gene kullanım yükümlülüğü yerine getirilmiş olacaktır. Sözcük markalarında harflerin biçimi ve büyüklüğünde değişiklikler yapılarak kullanılması da markanın ayırt edici karakterinin değişmesine yol açmıyorsa sorun değildir. Bir harfin hiç kullanılmaması veya hiç kullanılmayan bir harfin eklenmesi markayı meydana getiren sözcüğün tamamen farklı bir şekilde anlaşılmasına sebep oluyorsa, artık markanın ayırt edicilik fonksiyonu zarar görmüştür. Ayırt edici karakteri değiştirilen marka artık yeni bir marka olacak ve toplum tarafından, önceden kullanılan esas marka olarak tanınmayacaktır. Çünkü; marka artık o şekilde kullanılacak ve toplumda markayı o şekliyle tanıyacaktır. Markanın tescil edildiği şeklin yanında, kullanıldığı şekil de önemli olduğu için yeni kullanılan markanın da ayrıca tescil edilmesi gerekmektedir. Bu durumun değerlendirilmesi yapılırken; toplumun o markayı algılayış biçimi önem kazanmaktadır. Lisans sahibi kişi de kural olarak; markayı tescil edilmiş biçimde kullanmak zorundadır. Ancak; lisans sahibi de tescil edilen markayı ayırt edici karakterinin değiştirmeden kullanabilir. Örneğin; bir karara konu olan olayda lisans alan, tescilli “Jeannette” markasının yerine “Jeanette” markasını kullanmış, mahkeme kullanılan markanın tescil edilen markayla ses olarak aynı, yazımında ise anlaşılması güç bir farklılığın olduğuna karar vermiştir.
Markanın Yalnız İhracat Amacıyla Mal veya Ambalajda Kullanılması
KHK m. 14’e göre; ”markanın yalnız ihracat amacıyla mal ve ambalajında kullanılması” da markayı kullanma olarak kabul edilecektir. Markanın nerede yani hangi coğrafi sınırlar içinde kullanılacağı KHK m.14 de belirlenmemiştir. Markalarda ülkesellik prensibinin etkili olması, ayrıca m.14 hükmünde markaların ihracat amacıyla kullanılmasının da kullanma sayılması nedeniyle markaların esas olarak Türkiye de kullanılması gerekmektedir. KHK 14. Maddesinin 2. Fıkrasının (b) bendi ile markanın yalnız ihracat amacıyla mal veya ambalajlarda kullanılması da yeterlidir. İhracat markaları, belli bir piyasaya dönük olduğu için sadece o piyasanın şartlarına cevap vermeye yöneliktir. Piyasanın şartları kalitenin düşük olmasının ve bu nedenle de daha düşük fiyatı gerektirebilir. Düşük kalite ve fiyat, işletmenin esas markasının sahip olduğu imaja uymayabilir. Bu durumda işletmeler, sadece o piyasaya özgü mallar veya hizmetler için marka oluşturabilir ve esas markalarını ve markalarının sahip olduğu imajı korurlar. İşletme, belli ihracat piyasalarına hitap eden markasının başka piyasalarda kullanmadığı gibi bu markaya işletmenin reklamlarında, ilanlarında ve kırtasiyesinde de yer verilmeyip, markanın sadece malın veya ambalajının üzerine konulmasıyla da kullanma yükümlülüğünü yerine getirebilir. Kimi ürünler Türkiye sınırları içinde arz edilemezler. Örneğin; Türkiye’de üretilen bir malın markası, ihraç edildiği ülkede telaffuz edilemeyebilir veya anlaşılmayabilir. Bu nedenle; üretici işletme sadece ihraç edeceği ürünlere yönelik olarak gönderilecek ülkenin diline uygun bir marka seçip Türkiye de tescil ettirebilirler. Örneğin ; “ РУС УПЛОТНИТЕЛЬ “ sadece Rusya pazarı için Türkiye’de tescil ettirilip ve Türkiye’de üretilip ambalajlanan bir marka örneği. Markanın yalnızca ihracatta kullanılması durumunda da marka ciddi kullanım kriterine uygun olarak kullanılmalıdır aksi halde marka hakkı kullanmama sebebiyle iptal yaptırımı ile karşılaşabilecektir.
Markanın Marka Sahibinin İzin Vermesiyle Üçüncü Kişi Tarafından Kullanılması
KHK nin 14. Maddesi hükmüne göre; “markanın, marka sahibinin izniyle kullanılması” da markanın kullanması sayılacağı belirtilmiştir. Markayı taşıyan malların marka sahibinin izniyle piyasa sunulmasından söz edebilmek için, mutlaka marka sahibi ile üçüncü kişi arasında hukuki veya ekonomik anlamda bir tabiiyet ilişkisinin (holding-yavru şirket ilişkisi gibi) bulunması gerekmez. Marka sahibinin izniyle markanın üçüncü kişi tarafından kullanılmasında markanın kullanımı marka sahibinin kullanımı sayıldığından, bu kişi markayı sicilde kayıtlı mallar için, ciddi ve marka hukukuna özgü kullanmalıdır üçüncü kişinin markayı ayırt etme gücünü değiştirmeksizin kullanması sadece ihracat amacıyla belirli mallarda kullanması veya markalı malların ithali de kullanma için yeterlidir.
Markayı Taşıyan Malın İthal Edilmesi
KHK m.14/2/ d hükmünde “markayı taşıyan malın ithal edilmesi” de kullanma olarak kabul edilmiştir. Yabancı markayı taşıyan malların Türkiye ye ithal edilerek satılması, yabancı kişiye ait markanın Türkiye de kullanılmış olduğu anlamına gelir. Yani; Türkiye de markasını tescil ettirmemiş olan yabancı da (KHK M.3’ ün kapsamına girmek şartıyla), bu markanın Türkiye de bir başka kişi adına tesciline KHK m. 8/3 hükmüne dayanarak itiraz edebilir, gerektiğinde KHK m.42/1/b ye dayanarak hükümsüzlük davası açabilir.
Markanın Marka Sahibi Tarafından Kullanılması
Marka; KHK m.14/1 hükmüne göre; kural olarak marka sahibi tarafından kullanılmalıdır. Ana kural; markanın marka sahibi tarafından kullanılması olmasına rağmen; KHK marka sahibinin izniyle markasının kullanımını üçüncü kişilere de verebilir. Marka sahibinin izniyle kullanım; markanın lisans olarak verilmesi, tek satıcılık sözleşmesi, markanın devredilmesi yollarıyla olabilir. Markanın kullanımı lisans yoluyla üçüncü bir kişiye devredilmişse marka sahibi markasını kullanıyor kabul edilecektir. Marka sahibinin markasının kullanımı açık ve kamuya dönük olmalıdır. Markanın marka sahibi tarafından sadece kendi iç ilişkileri bakımından kullanılması kullanma olarak kabul edilemez. Örneğin; marka sahibinin kendi satış temsilcilerine gönderdiği numunelerde markanın kullanılması, kullanma olarak kabul edilemez.
Marka Hukukuna Özgü –İşleve Uygun- Kullanım
KHK m.14 hükmüne göre; marka kullanımına beş yıllık bir süre için kesintisiz ara verilmesi halinde marka iptal edilecektir. Marka hukukunda hakkı devam ettirici kullanmadan bahsedebilmek için; malla doğrudan doğruya bağlantılı olan, yani, işleve uygun bir marka kullanımı olmalıdır. Markanın sadece bazı belgelerde, mesela, fiyat listelerinde veya faturalarda kullanılması kullanma değildir. Bir şirketin isminin kullanılması, tek başına ticari markanın gerçek kullanımını meydana getirmez çünkü ticari marka mal ve hizmetlerin temini ile ilgili olarak kullanılmalıdır. Marka hukukuna özgü kullanımın gerçekleşebilmesi için; markanın malın ambalajında veya malın üzerinde kullanılması gerekir. Bazı durumlarda ise, markanın işletme evrakında veya malı tanıtan kataloglarda kullanılması marka hakkını devam ettirici kullanım sayılabilir. Markanın ticari evrakta, gazetelerde, sair ilan veya reklamlarda yer alması da kullanmadır. Markanın yalnızca tebrik kartlarında yer alması ise kullanma olarak kabul edilemez. Markanın işletme evrakında kullanılmasının yeterli sayılacağı durumlarda, sadece markanın kullanılması yeterli olmayıp, o markayı taşıyan evrakın piyasaya sürülmüş olması da gerekir. Örneğin; markayı taşıyan prospektüsler markalaşmış ancak bunlar sadece marka sahibinin işletmesinde kalmış yani piyasaya sürülmemmişse kullanım şartı gerçekleşmemiştir. Hizmet markaları açısından markanın belirli bir hizmetle bağlantısının kurulabildiği durumlarda mesela; markanın fiyat listeleri, kataloglar, prospektüsler, reklam afişleri, ilanlar, servis arabaları, personel kıyafetlerinde kullanılması durumlarında da marka hukukuna özgü işlevsel kullanım şartı gerçekleşmiştir. Hizmet markalarında bu çeşit kullanımın kabul edilmiş olması hizmet edimlerinin doğasından kaynaklanmaktadır. Markanın işletmenin evrakında kullanılmasının yeterli sayıldığı hallerde, sadece markanın kullanıldığı evrakın bulunması yeterli değildir. Bu evrakın aynı zamanda piyasaya sürülen evraklarda da kullanılması gerekir. Örneğin; prospektüsler markalanmış, ancak bunlar marka sahibinin işletmesi içinde kalmış, piyasaya çıkarılmamış ise burada marka kullanılmamıştır. Markanın ciddi olarak kullanılması gerekli olduğu için; evrak üzerinde kullanımın yeterli kabul edilebildiği durumlarda işletmenin evrakının önemsiz bir bölümünde markanın kullanılmış olması, hakkı devam ettirici kullanım sayılamaz.Görüldüğü gibi Türkiye’de markaların özel olarak korunabilmesi tescil ön şartına bağlı olmakla birlikte, bu korumadan yararlanabilmek için markaların bilfiil kullanımı da önemsenmektedir.
Markanın Koruma Alanına Giren (Sicilde Kayıtlı) Mal ve Hizmetler İçin Kullanılması
Tescilli markanın; sicilde kayıtlı olan mal ve hizmetler için kullanılması gerekir. Kullanmama markanın hiç kullanılmaması şeklinde olabileceği gibi, tescil edildiği mal ve hizmetler de kullanılmaması şeklinde de olabilir. Bir çok mal veya hizmet için tescil edilmiş olan bir marka sadece tescil edildiği bazı mal veya hizmetlerde kullanılıyorsa burada marka hukukuna özgü kullanma gerçekleşmemiş tir.Markanın tescil edildiği mallardan veya hizmetlerden sadece bir bölümü için kullanılması, sicile tescil edilen diğer mal veya hizmetler için kullanım şartının gerçekleştiği anlamına gelmez. Bazı durumlarda; markanın, sicilde kayıtlı ve korunan mal gruplarının üst kavramı içinde sayılan ürünlerde kullanması yeterli sayılabilir.
Markanın Ciddi Biçimde Kullanılması
Markayı “ciddi biçimde kullanma” ifadesi KHK M.42(1)/c’de yer almakla beraber tanımlanmamıştır. Ciddi biçimde kullanma KHK m.42(1)/c de ifadesinin bulmakla beraber; kullanma kavramından KHK m.14’de bahsedildiği için ciddi bicimde kullanma kavramının bu iki maddenin birlikte dikkate alınarak tanımlanması gerekmektedir. Markayı ciddi kullanma ibaresiyle; markadan işlevlerine uygun bir tarzda yarar elde edecek, yani onun malın veya hizmetin piyasada tanınmasını ve diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayrılmasına sağlayacak şekilde ve yoğunlukta piyasada veya piyasaya hitap eden, piyasayı etkileyen yerlerde kullanılması kastedilmektedir. Amerikan hukukunda ciddi kullanımın varlığından söz edilebilmesi için belirli şartlar kabul edilmiştir. Bu şartlar: malların ve hizmetlerin özelliği, kullanımın kapsamı ve sıklığı, ilgili pazarın özellikleri, kullanımın ilgili ekonomik sektörde Pazar payı yaratmak veya sürdürmek gücüne sahip olup olmadığının değerlendirilmesidir. Örneğin; bir davada federal mahkeme, bir restoran için üç gazetede reklam verilmesinin ciddi kullanım oluşturduğunun kabul etmiş, yine ek olarak bir olayda markanın işletmeyi düzenleyen bazı evraklarda kullanılması ciddi kullanım olarak görülmüştür. Buna karşılık mahkemece birkaç şişe şampuan hazırlanarak bir işletme tarafından markalanarak satılması için taşınması, o marka açısından ciddi kullanım olarak görülmemiştir. Mahkeme yetkilileri ciddi kullanım kavramını değerlendirirken; olaya konu olan markayı kendi endüstrisi içinde değerlendirme yoluna gitmişlerdir. Markanın piyasaya sürülmek üzere olan mal ve hizmetler bakımından belirli bir müşteri çevresinin yaratılması amaçlanarak, özellikle reklamlarda ve reklam kampanyalarında gerçekleşmelidir. Bu kullanımı yerine getirecek olan kişi marka sahibi olabileceği gibi, marka sahibi tarafından yetkilendirilmiş olan herhangi bir kişi de olabilir. Markanın ciddi kullanılması kavramı; hem markanın işlevine uygun kullanılması hem de tescil edildiği mal veya hizmetlerde kullanılması kavramlarını içermektedir. Kullanmanın ciddi olup olmadığı değerlendirilirken, mal ve hizmetin türü, markanın kullanım şekli, kullanmanın kapsamı ve süresi de değerlendirmeye tabi tutulmaktadır. Örneğin; pahalı veya yeni teknolojiye sahip bir malın tüketiciler tarafından talebi daha az olacağından bu malın satışı da az olacaktır. Dolayısıyla, bu malın satışının az olması burada kullanmanın ciddi olmadığını göstermez. Oysaki satışı çok olan mesela, gofret,çikolata,çorap ve kalem gibi mallar açısından satışın fazla olması kullanmanın ciddi olup olmadığının belirlenmesi açısından ölçüt olarak konabilir. İşletmenin büyüklüğü de kullanmanın ciddiyetinin değerlendirilmesini etkileyebilir.
Markanın Yurt İçinde Kullanılması
Alman Markalar Kanunu markanın “ülke içinde” yani Almanya sınırlarında kullanılmasından bahsedilmişken, KHK’nin 14. Maddesinde markanın Türkiye sınırları içinde kullanılması gerekliliğinden bahsedilmemektedir. Kullanmanın yurt içinde olması gerektiğine dair bir hükmün açıkça KHK’de yer almamasına karşın, marka hakkının niteliği, sadece ihraç edilecek mallara marka konulmasının kullanma sayılacağına dair hükümler incelendiği zaman markanın sadece yurt içinde kullanılmasının KHK m. 14 hükmüne uygun kullanım olduğu sonucuna ulaşılacaktır. Markanın ülke içinde kullanılması ile ülkenin sınırlı bir bölgesinde ya da bir bölümünde kullanılması da ciddi kullanımın var olduğunun kabul edildiği hallerde kullanma için yeterlidir.
Markanın Haklı Nedenlerden Dolayı Kullanılmaması
Markanın kullanılmamadan dolayı iptal edilebilmesi için; tescil tarihinden itibaren beş yıl içinde haklı neden olmadan kullanılmaması veya bu kullanıma beş yıl kesintisiz ara verilmesi gerekir. KHK m. 14/1 anlamında haklı nedenle marka sahibinin yetkili makamlarca alınacak Önlemler sonucu üretim yapamaması veya ilgili malın satışa çıkarılabilmesi için gerekli izinin verilememesi gibi marka sahibinin kontrolü dışında gelişen olaylardır. Doğal afetler, savaş, ekonomik güçlükler, gümrük mevzuatının değişmesiyle ithalat kısıtlamalarının getirilmesi durumunda, marka uzun bir süre kullanılmasa dahi marka hakkı sone ermemelidir. Hammadde kıtlığı, talep yokluğu da haklı neden olarak kabul edilebilir. Haklı neden devam ettiği sürece, beş yıllık süre işlemez. Haklı nedenin sona ermesinden itibaren marka kullanılmaya başlanmalıdır yoksa beş yıl kullanılmamadan dolayı marka iptal edilebilecektir. Haklı nedenden söz edebilmek için; marka sahibinin markayı kullanması kendisinden beklenemeyen olayın doğmasında bir etkisinin bulunmaması ve marka sahibinin bu olayın olmasını engelleyememesi gerekir. Yani; marka sahibi markasının kullanamamasında kendi hastalığını, ekonomi deki ve sosyal hayatındaki değişiklikleri gerekçe olarak gösteremez. Yargıtay bir kararında, bir ortaklığın iflas etmesini, markanın kullanılması bakımından haklı sebep olarak kabul etmemiştir. Bu görüşün gerekçesi olarak da, markanın hukuki işlemlere, örneğin hasılat kirası veya lisansa konu olabilmesi karşısında, iflas idaresince markanın kullanımına ilişkin işlem yapılmamasının, haklı sebebin varlığını kabule engel olması gösterilmiştir. Gene Yargıtay bir başka kararında marka sahibinin fabrikasının bulunduğu taşınmazın istimlak edilmesini haklı sebep saymamıştır. Aynı zamanda bir ortaklığın TTK da sayılan herhangi bir nedenden dolayı münfesih (feshedilmiş) sayılması durumunda da kullanmamanın haklı bir nedene dayanmadığı kabul edilmiştir. Marka hakkıyla ilgili görüşmelerin uzaması da kullanmama için haklı neden sayılamaz. Bu gibi durumlar, marka sahibinin riziko alanına dahildir. Aynı şekilde modanın değişmesi sebebiyle markayı taşıyan malların dağıtımının güçleşmesi de, haklı neden oluşturmaz. Üretilen mallarda değişiklik yapılması yoluyla bu güçlük aşılabilecektir. Kanaatimizce; marka sahibi ile üçüncü kişi arasında yapılan lisans sözleşmesinde markanın kim tarafından kullanıldığının önemi yoktur. Basit lisans sözleşmesinde; markanın kullanılması yükümlülüğü tamamen üçüncü kişiye devredilmediğinden marka, marka sahibi tarafından kullanılarak markanın kullanım yükümlülüğü yerine getirilebilir. İnhisari lisans sözleşmesinde markayı kullanma yükümlülüğü lisans alana geçtiği için markayı kullanma yükümlülüğü lisans alandadır.
Markanın internette Kullanılması
Markanın internette kullanılması KHK de kullanma sayılan haller içerisinde yer almamasına rağmen; gelişen teknoloji ile beraber internette marka kullanımı da yaygınlaşmaktadır. Marka sahibi, ürünü fiziki olarak, web sayfasının ulaşılabildiği ülkede de pazarlıyorsa kullanma yükümlülüğünün yerine getirildiğine dair bir şüphe yoktur. WIPO tarafından 1999yılında yapılan bir araştırma da, bazı ülkeler internette kullanım için sadece web sayfasında reklam verilmesinin yeterli olduğunu, bazı ülkeler ise markanın gerçek biçimde kullanılması ile anlaşılması gerekenin reklamla beraber satışın gerçekleşmesi şartının da aranması gerektiğini belirtmişlerdir. Kanaatimizce; internet yoluyla markanın kullanılmasında sadece satışın veya reklamın yapılması yeterli değildir. Örneğin; bir kişi Türkiye den Fransa’daki bir internet sitesine girerek o sitedeki markalı ürünü sipariş ettiğinde o ürünün Türkiye ye gelmesi o ürünün Türkiye de satıldığının veya reklamının yapıldığı anlamına gelmez. Çünkü; ülkemizde KHK anlamında kullanım yükümlülüğünün yerine getirilmiş kabul edilebilmesi için, markanın ciddi biçimde, sicilde kayıtlı olduğu mal ve hizmetler için ve işlevine uygun kullanılması gibi şartlar arandığından, bir markayı taşıyan mal için sadece internette reklamının yapılması ve o ülkede o malın satışının yapılması yeterli değildir. Markayı taşıyan mallar için o ülkede bir dağıtım ve pazarlama ağının ya da o malın satışının gerçekleştirildiği bir mağaza veya o işletmeye ait bir şubenin de malın sipariş edildiği ülkede bulunması gerekir. Ülkemizde kendi markalarımıza bu tür kullanım kolaylıkları sağlanmamışken, yabancı markalara kullanım kolaylıkları sağlanması düşünülemez. Marka sahibi markasını internetteki sayfası için alan adı olarak da kullanabilir. Marka sahibinin markasını sadece internette alan adı olarak kullanması kullanım şartının yerine getirilmesi bakımından yeterli değildir. Marka sahibinin markasını taşıyan mal veya hizmetini satması, pazarlaması, ürün tanıtım kataloglarında kullanması gerekir. İnternet üzerinde işletmeye ait bulunan sayfa markasının kullanıldığına dair bir kanıt olabilir. Ancak bu durumun da fiili şartlarla beraber göz önüne alınması ve değerlendirilmesi gerekir. Yoksa marka sahibinin markasının tanıtan bir internet sitesi oluşturup o markayla ilgili ticari bir kaygı taşımaması yani markayı taşıyan malları satmaması, pazarlamaması kullanma yükümlülüğünün yerine getirilmesi bakımından yeterli değildir.
Murat ÇALIŞKAN
MARKA & PATENT DANIŞMANI



Yargıtay Kararlarına ulaşmak için lütfen buraya
