Önceden olduğu gibi bugün de tüm ülkeler,ekonomik bakımdan gelişmiş olmak ve bu gelişmişliği değişen koşullar karşısında daha ileri götürmek hedefine ulaşmak için politikalar geliştirmişler,kaynaklar oluşturmaya çalışmışlardır.1
Yirminci yüzyılın son çeyreğinde ortaya çıkan teknolojik gelişmeler,sanayi toplumunu bilgi toplumu kavramı ile tanıştırmıştır.
Bilgiye sahip olma ölçütü,günümüzde gelişmişlik düzeyinin en kabul edilir göstergesidir.Sosyal,kültürel ve ekonomik yönden gelişmiş kabul edilen ve dünyaya yön vermekte olan ülkelerin bu seviyeye gelmelerindeki en önemli etkenlerin başında ,bilgiye verdikleri önem gelmektedir.
Bilgiye verilen önceliğin en önemli göstergelerinden biri de söz konusu ülkelerin fikri hakların kullanılması ve korunması konusunda attıkları adımlardır.2
Fikri ve sınai hakların tanınması ve korunması hem araştırma ve geliştirmeyi özendirip teknik bilgilerin değerlendirilerek yaygınlaşmasını sağlar,hem de teknoloji transferine imkan verir.
Fikri mülkiyet hukuku insanın aklıyla,düşüncesiyle hissedip ortaya çıkardığı fikir ürünün,sahibinin belirlenmesini,haklarını ,korunmasını ve bu haklarının çeşitli işlemlere konu olması düzenler.Buradan markaların tarihine bir göz atacak olursak;
Markaların tarihsel kökenini eski çağlara götürenler kanıt olarak bazı eşyalarda, özellikle vazolar üzerinde rastlanan sembolleri gösterirler.
Eski çağda büyükbaş hayvanların kazma,kürek çekiç,körük gibi aletlerin ait olduğu feodal gücü göstermek için sembollerle işaretlendikleri söylenmektedir
Daha sonraları sahibini tanıtan işaretler silahlara altın,gümüş eşyaya,giderek ekmek ve peynirler üstüne konulmuştur.Bunlar ticaret değil mülkiyet markaları idi.
Ancak markanın kökeninde aile,kent,semt,beylik ve krallık logoları ile bayraklarının bulunduğu şüphesizdir.
Markayı mal ticareti ile bağlantılandırmak şarttır.Aynı loncaya mensup esnafın ve tüccarın mallarının aynı sembolle diğerlerinden ayrılması markayı ticaret alemine taşımıştır.Altın,gümüş ile yünlü kumaşlar ilk önce markalanan mallardır.Bu markalar da lonca markalarıdır.
Ortaçağda markayı kullanma zorunluluğu getirilerek ticari emtianın hangi loncaya ait olduğu gösterilmek, bu suretle alıcıya bilgi sağlayıp aldatılmasına engel olmak arzulanmıştır.Markanın gerek ayırt edici gerekse köken gösterici işlevi böylece birbirini tamamlamıştır.
MARKA
Bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal ve hizmetlerinden ayırt
etmeyi sağlaması koşuluyla,her türlü işaret,markadır.
Bu tanıma göre, Sütaş, Özdilek,Cristion Dior, Disney, Armani, Ülker,Turkcell,Arçelik ve Walt Disney birer markadır.
Kanuni tanım, iki unsurdan oluşmaktadır. Bunlar, “işaret” ve “ayırt edici” nitelik taşıyan unsurlardır.
Marka tanımının içeriğinde teşebbüsten söz edilmektedir. Bu sözcük markanın ögesi
olmamakla birlikte tanımda görev üstlenmiş bulunmaktadır.
Teşebbüs kavramı her türlü gerçek ve tüzel kişiyi kapsar. Bu anlamda bir gerçek kişi de teşebbüs olabilir.
Markayı daha geniş olarak tarif edecek olursak; Marka, bir teşebbüsün mal ve hizmetlerini bir başka teşebbüsün mal veya hizmetlerinden ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla, kişi adları dahil özellikle sözcükler, şekiller, harfler, sayılar, malların biçimi veya ambalajlarının gibi çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayımlanabilen ve çoğaltılabilen her türlü işarettir (KHK/556 m. 5/1).
İşaret kelimesi sadece şekli ifade etmez.Bu sözcük geniş anlamda kullanılmıştır;grafikler,tasarımlar,kişi adları sözcükler,harfler sayılar,logolar,malların ve ambalajlarının biçimi,birkaç sözcükten oluşan sloganlar,sözcük-şekil bileşimleri,üç boyutlu biçimler,jenerikteki veya bir programı takdimdeki kısa melodiler,renkler,renk kombinezonları ve kompozisyonları da işarettir.
Tayin edici unsur ayırt ediciliktir. Her sözcük veya her sayı marka olarak tescil edilemez.Tescilin yapılabilmesi için söz konusu sözcük yada sayının ayırt edici niteliği olması gerekmektedir.
Çizimle görüntülenebilen veya benzer şekilde ifade edilebilen, mesela sesle açıklanabilen bir işaret,marka olarak tescil edilebilir,yeter ki ayırt edici nitelikte olsun. Koku da kimyasal bir formülle ifade edilmesi halinde marka olarak kullanılabilir.
İşaret kelimesi henüz marka olarak tescil edilmemiş işaretler için kullanılmıştır. Yani bir işaret tescil edilmiş ise marka adını alır.
İşaretin“çizimle görüntülenebilen veya benzer biçimde ifade edilebilen, baskı yoluyla yayınlanabilen ve çoğaltılabilen” nitelikte olması gerekir. Böylece KHK “işareti sadece çizimin ürünü olmaktan çıkarmış,bir taraftan 3 boyutlu şekilleri,diğer taraftan çizim dışındaki ifade biçimlerini,yani; sesi,rengi,kokuyu da işaretin kapsamına almıştır”.Bu genişlikte reklam ve ilan sektörü de özel bir korumaya kavuşmaktadır.
Kişi adları marka olarak tescil edilebilir. Ör:Koç,Sabancı,Eczacıbaşı…
Herhangi bir sözcük veya sözcükler grubu da marka olarak seçilebilir.
Şekillerin veya sözcüklerin abartmalı olması,üstünlük ifade etmesi,bunların tesciline engel oluşturmaz.Ancak;üstünlük haksız rekabet oluşturabilir.Onun için bu yönden haksız rekabet hukuku marka hukukunun sınırlarını çizer.“En harika mobilya” “En iyi cep telefonu” gibi.....
Tek bir harf (mesela A ) yada harfler (mesela AEG.BMW gibi) marka olarak seçilebilir.
Tek bir rakam yada sayılar marka olarak seçilebilir(mesela 5,007,3210 gibi...).
“Malların veya ambalajlarının biçimi”de marka olarak tescil edilebilecek işaretlerdendir.Örneğin Coca Cola şişesi gibi....
Renk bir şekil oluşturmuşsa (mesela mavi bir martı gibi) tesciline engel yoktur.Renklerin bağımsız olarak marka konusu yapılamayacağına Yargıtay karar vermiştir.
Gerekçe olarak gökkuşağında 7 ana renk bulunduğunu,renkler üzerinde tekel hakkı tanınması halinde diğer firmalara renk kalmayacağını belirtmiştir.
Ses ve melodi de KHK ‘nin “benzer biçimde ifade edilen” ibaresine göre tescil edilebilir.Mesela “JİNGLE” denilen kısa melodiler veya melodi niteliği taşımayan sesler,Metro Goldwyn Mayer’in aslanının kükremesi gibi,Turkcell’le bağlan hayata.....
Nitekim, Aygaz ve İpragaz’ın LPG satışlarında tanıtım için kullandığı cıngıllar ses olarak kullanılan markalardır. Radyo ve televizyon yayınlarında kullanılan ses veya melodi de marka olarak kullanılabilir.
Ayırt etmede diğer bir kriter anlamsızlıktır yada başka bir ifade ile kelimenin icat edilmiş olmasıdır.”Omsa” gibi ,“Aria” gibi,Dalin,Artema,Arko gibi.......
Sonuç olarak ayırt etmeyi sağlaması koşuluyla her türlü işaret marka olarak tescil ettirilebilir.
- Türler
Marka çeşitli açılardan türlere ayrılır. Tescil edilmiş ve tescil edilmemiş marka ayırımı yapılamaz. Çünkü, tescil edilmemiş işaret KHK’ye göre “marka” olmayıp, sadece “işaret”tir.
-
-
- Ticaret (mal) markası
-
“Mal markası” diye de anılan ticaret markası, “bir işletmenin imalatını ve/veya ticaretini yaptığı malları başka işletmelerin mallarından ayırt etmeye yarayan işaret”tir (Mark. Yön. m. 8).
Ticaret veya mal markası bir menkul mal ile ilgili olan onun üstüne ve/veya ambalajına konan markadır.Aygaz, Sony,Bosch,Arçelik,Vestel beyaz eşya markalarına örnek verilebilir.
-
-
- Hizmet markası
-
Hizmet markası bir işletmenin (teşebbüsün) hizmetini diğer bir işletmenin hizmetlerinden ayıran işarettir. Bankacılık ve sigortacılık gibi alanlarda çalışan işletmelerin malları yoktur, fakat “hizmetleri” vardır.Nilüfer,Hilton,Tuzcuoğlu,Kamil Koç,Yurtiçi Kargo gibi…
-
-
- Bireysel (ferdi) marka
-
Bir marka, bir gerçek veya tüzel kişiye ait olup, o markanın sağladığı haklar sadece bir kişiye aitse böyle markalara bireysel (ferdi) marka denilir. Bir marka üzerinde iştirak halinde veya müşterek mülkiyet varsa o marka gene bireysel markadır. Özdilek,Kafkas…
Bireysel markada tayin edici unsur mutlak hakkın bir veya birkaç kişiye ait olması ve bütün hakları kullanmalarıdır.
KHK’nin sistemi bireysel marka üzerine kurulmuştur.Garanti ve ortak marka için ise özel hükümler öngörülmüştür(m.54-60).
-
-
- Garanti markası ve ortak marka
-
Garanti markası, markanın sahibi tarafından değil, (marka sahibinin belirlediği, malın kalitesine ilişkin bulunan şartları gerçekleştiren) her işletme tarafından kullanılabilen, malın kalitesi hakkında garantiyi simgeleyen markadır. Ör.Woolmark,TSE gibi…
Kalite, malın bir özelliği (örneğin, saf yün), üretiliş biçimi (örneğin, el yapımı), coğrafi kökeni (örneğin, Kütahya işi) veya başka bir özelliği ile ilgili olabilir
Ortak marka, birden çok işletmenin adına tescilli, markanın her bir sahibinin, markanın tümü üzerinde, markanın diğer sahiplerinin aynı nitelikteki hakları ile sınırlı bir şekilde, ancak bağımsız olarak hak sahibi olduğu markadır.Şöyle de ifade edebiliriz;Üretim,hizmet veya ticaret işletmelerinden oluşan bir grup tarafından kullanılmak üzere,grubu oluşturan işletmelerin mal veya hizmetlerini diğer işletmelerin mal veya hizmetlerinden ayırt etmeye yarayan işarettir.
Tariş ortak markanın güzel bir örneğidir.
Garanti markasında marka sahibi markasını kullanamaz. Ortak markada ise birden çok kişinin kullanımı vardır.
Garanti markasının veya ortak markanın tescili için yapılan başvuru ile birlikte markanın kullanma usul ve şeklini gösterir bir teknik yönetmeliğin verilmesi zorunludur(Mark KHK 556 m.56/I).
Marka sahibi,garanti markasının veya ortak markanın belirli bir sürede teknik yönetmeliğe aykırı olarak kullanılmasına göz yumar ve taraflardan birinin başvurusu üzerine mahkemece tanınacak süre içinde,söz konusu aykırı kullanım düzeltilmediği takdirde,marka tanınan süre sonunda mahkeme tarafından iptal edilir(Mark KHK 556 m.59).
-
-
- Tanınmış marka
-
Tanınmış marka, mal veya hizmetlerle ilgili korumanın sağlanacağı alanda, markanın tanıtımı sonucunda kazanılan toplumun ilgili kesimi tarafından, sadece o markayı taşıyan mal yada hizmetlerle ilgili çevre için değil bu çevre dışında o mal yada hizmetle ilgisi olmayan kişilerce de bilinen marka olarak tanımlanabilir.
Bir markanın tanınmış olup olmadığını tespit ederken en azından aşağıdaki kriterlerin bulunması gerekir:
- Markanın tescil ülkesi ve süresi,
- Markanın tanıtımı,
- Markayı kullanma,
- Markanın mali değeri,
- Kalite,
- Köken gösterme,
- Orijinal olma,
- Potansiyel müşteriler,
Örneğin; Mobil, bayer, sandoz, kodak birer tanınmış markadır.
-
-
- Topluluk Markası
-
Avrupa Birliği ülkelerinin tamamı için gerekli olan Topluluk Markası, Avrupa Topluluğu Konseyinin Topluluk Tüzüğü ile düzenlenmiştir.
Tüzük 15.03.1994 tarihinde yürürlüğe girmiş ve Avrupa Birliği üyesi ülkelerde doğrudan uygulanmaya başlamış ve 1.4.1996 tarihinden itibaren de İspanya’nın Alicante kentindeki İç pazarın Uyumlaştırılması Dairesinde (OHIM) tescil işlemlerine başlanmıştır.
Topluluk markası, üye devletlerin ulusal marka mevzuatları yanında çalışan Topluluğa özgü bir sistemdir.
Topluluk marka sistemi tek bir başvuru ile Topluluk Markasının iktisap edilmesine ve bütün Avrupa Birliği coğrafyasında tek düze korumanın sağlanmasına imkan vermektedir.
Türkiye, Paris Sözleşmesi ve Dünya Ticaret Örgütü Kuruluş Antlaşması üyesi olduğu için, Türk vatandaşları da bu olanaktan yararlanabilir. Topluluk markası tescili, işlem olarak bir zorunluluk değildir. Topluluk markası olarak yapılacak bir tek tescil ile 27 ülkede tescil sağlar.
-
-
- Vekil (temsilci) markası
-
Bir yabancı işletme, pazar şartları dolayısıyla, markasının, Türkiye’de kendi adına değil de vekili (temsilcisi) adına temsil edilmesini uygun görebilir. Vekil adına tescilli markanın sahibi vekildir. Vekil ile işletme iç ilişkide arzu ettikleri düzenlemeyi yapabilir, bu arada, markanın belli bir süre sonra işletmeye dönmesini de öngörebilirler. Taraflar arasındaki ilişki, somut olayın özelliklerine göre nitelendirilir, ancak inanca dayalı olduğu şüphesizdir. Bu tür markalar vekil markaları veya temsilci markaları diye anılırlar.
Marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden vekilin veya temsilcinin markayı kendi adlarına tescil ettirmek amacıyla yaptıkları başvurunun reddedileceği Kararnamede belirtilmiştir (Mark KHK m.17).
MARKA TESCİL BAŞVURUSU,TESCİL VE YENİLEME
Marka hakkı ve sahibi
Marka üzerindeki hak mutlak bir haktır. Bu hak sahibine, markanın başkası tarafından kullanılmasını yasaklamak da dahil, (inhisari) tekel olma hakkını ve yetkilerini verir.
Marka sahibi markasını kullanarak yada başkasının kullanmasına izin vererek markasından ekonomik menfaat elde eder. Marka sahibinin, kişisel menfaatleri ise ünü ve itibarı ile ilgilidir. Marka hakkı koruyucu yetkileri de içerir.
Marka hakkının, sahibine “marka sahibi” denilir. Marka hakkı tescille aslen ve mirasın geçmesi yada hukuki bir işlemle devren kazanılır.
Markanın sahibine sağladığı haklar tescil ile oluşur ve üçüncü kişilere karşı tescilin yayını tarihinden itibaren hüküm ifade eder.Buna tescil ilkesi denir.
KHK, önceliği marka tescili için yapılan başvuru ile başlatmıştır (m. 7/1. b; 8/1. b).
Öncelik tescil şartına bağlı olarak başvuru ile geçerlik kazanır (m 9/3). Başvuru reddedilebilir veya geri çekilirse, öncelik de ortadan kalkar.
Tescilde öncelik ilkesine göre marka olarak tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir işaret,daha sonra aynı mal ve hizmet için başkası tarafından marka olarak seçilip tescil ettirilemez.
İşareti önce tescil ettiren markanın sahibi olur.Öncelik ilkesini ihlal eden bir tescil talebi Türk Patent Enstitüsü tarafından reddedilir.
Bir markanın tescil edilebilmesi için TPE’ne başvuru belgeleri ile başvuruda bulunulur.
Marka tescil başvurusunda bulunacak kişiler;
-
- Gerçek ve tüzel kişiler(Tüzel kişiler,yetkili organları tarafından belirlenen kişi ve kişilerce temsil edilirler).
- Marka vekilleridir.
Enstitü nezdinde vekillik yapma yetkisi olmayan kişilerce yapılan marka tescil başvurularında veya tescil sonrası yapılacak diğer işlemlerle ilgili taleplerde,başvuru sahibine marka vekili ataması için iki aylık süre verilir.Süresi içinde marka vekili atamayan kişilerin talepleri reddedilir.
Marka başvuru dilekçesi Türk Patent Enstitüsünün Yönetmelikte belirlediği şartlar doğrultusunda doldurulur.Yine Yönetmelikte standartları belirlenen başvuruya eklenecek zorunlu belgeler hazırlanır.Türk Patent Enstitüsüne verilir.
Başvuru tam olarak yapılmışsa,gün,saat ve dakika olarak kesinleşir.
Her marka için ayrı bir başvuru yapılması gerekir(Mark KHK m.23).
Başvurunun incelenmesi,
Markanın tescil başvurusu TPE tarafından;
-
- Şekli,
- Başvuru yapma hakkı,
- Mutlak red nedenleri
- Ve Rüçhan hakları yönlerinden incelenir.
TPE ,bu dört incelemeden üçünü resen yapar. Rüçhan hakları yönünden ilgilerin talebi üzerine incelenir.Nispi red nedenlerine ilişkin incelemeyi de ilgililerin talebi üzerine ele alır.Nispi red nedenlerinden biri mevcut olup ta ilgili tarafından itiraz edilmemişse,marka tescil edilir.
Mutlak red nedenleri işaretin marka oluşturma özelliği ile yakından ilgili olup, esas itibarı herhangi bir ayırt etme gücü bulunmayan veya ticaret alanında herkesin kullanımına açık tutulması gereken işaretlerin yada halkı yanıltıcı, kamu düzenine dini değerlere ve genel ahlaka aykırı düşen markaların tescil edilmesini önlemeye yöneliktir. Bu niteliği itibariyle mutlak red nedenleri, toplumun çıkarlarıyla yakından ilgili olup, TPE tarafından doğrudan (resen) dikkate alınır (KHK m.32).
KHK’nin 8. maddesinde ise “nisbi red” sebepleri belirtilmiştir. Bu sebepler kamu hukukunu ve düzenini ilgilendirmez , fakat özel ilişkileri ilgilendirir. Bunlar ancak, ilgili kişilerin talebi üzerine dikkate alınırlar.
Yenileme
Yenileme korunma süresi biten bir markanın, sahibinin yaptığı başvuru üzerine koruma süresinin uzatılmasıdır(Mark KHK m.40,41) Yenileme, markaya yeni bir koruma süresi verilmesi olup, yeni bir tescil değil, yeniden tescildir.
Markanın koruma süresi başvuru tarihinden başlamak üzere on yıldır. Ancak bu süre ile sınırlandırılmaksızın uzatılabilir (Mark KHK m. 40). Yenilemeler on yıldan az veya uzun süreler için yapılamaz.
Yenileme talebinin yapılması ve yenileme ücretinin ödenmesi, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden önceki altı ay içinde gerçekleştirilir. Bu süre kaçırılmış ise, yenileme talebi, ek bir ücretin ödenmesi koşuluyla, koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden itibaren altı aylık süre uzatımı içinde yapılır (Mark KHK m. 42/3). Yenileme süresi mevcut tescilin son günü başlar. Yenileme sicile kaydedilir ve yayımlanır (Mark KHK m. 42/4).
Ücretler hizmeti talep edenden alınır.
Ücreti kanuni süre içinde tam olarak ödenmeyen talepler reddedilir.
TESCİL ENGELLERİ
1-Bir işletmeye ait mal veya hizmetleri diğer işletmeninkilerden ayırt özelliği bulunmayan,çizimle görüntülenemeyen veya benzer biçimde ifade edilemeyen,baskı yoluyla yayınlanamayan işaretler,
(Ayırt edici niteliği bulunmayan işaretler)
Yani, işaretin her şeyden önce, çizimle görüntülenebilir veya benzer biçimde ifade edilebilir nitelikte olması ve baskı yoluyla yayımlanabilmesi ve çoğaltılabilmesi gerekir.
Ayrıca işaretin, bir işletmenin mal ve hizmetlerini diğerlerinden ayırt etme fonksiyonunu icra edebilmesi için işaretin mal yada hizmetle ilgili hukuki işlemin (satış gibi) yapılmasından önce algılanabilir nitelikte olmasına bağlıdır. Bu nedenle sadece şişenin mantarı üzerinde yer alan ve ancak şişenin açılmasından sonra görülebilen işaret, marka olarak tescil olunamaz.
2-Aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş
veya daha önce tescil için başvurusu yapılmış bir marka ile aynı veya ayırt
edilemeyecek kadar aynı olan markalar,denmekte Kararname ‘de
(Aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer işaretler)
Hükmün uygulanabilmesi için ilk koşul, aynı veya aynı türdeki mal veya hizmetle ilgili olarak tescil edilmiş veya daha önce tescili için başvurusu yapılmış bir markanın varlığıdır.
Bir marka başvurusu yapıldığında TPE, tescili talep edilen işaretin daha önce tescil edilmiş bulunan işaretle aynı veya ayırt edilemeyecek kadar benzer olması halinde tescil başvurusunu reddeder.
Markanın “aynı veya aynı türdeki mal ve hizmetle” ilgili olup olmadığının belirlenmesinde, tescil başvurusunda verilmesi gereken ve markanın kullanılacağı mal yada hizmetlerin listesini gösteren belge esas alınır. Bundan sonra değerlendirme Sanayi ve Ticaret Bakanlığı’nın Tebliği’ne göre yapılır. Tebliğde ticaret ve hizmet markaları sınıflara ayrılmış, sınıflar da, kendi içerisinde aynı tür mal ve hizmetleri kapsayacak şekilde gruplandırılmıştır. Bir mal yada hizmet yer aldığı grup içerisindeki diğer mal ve hizmetlerle aynı türden sayılır. Örneğin;deterjan, çamaşır suyu, kireç gidericiler,granül sabun ve cam silme maddeleri aynı türden sayılırlar.
Bu ve bu gibi hallerde TPE herhangi bir tetkikata ve yoruma gitmeden markanın aynı veya ayırt edilemeyecek derecede benzer olduğunu karar verecektir.
3-Ticaret alanında cins, çeşit, vasıf,kalite,miktar, amaç,değer,coğrafi kaynak belirten veya malların üretildiği,hizmetlerin yapıldığı zamanı gösteren veya malların ve hizmetlerin diğer karakteristik özelliklerini belirten işaret ve adlandırmaları tek başına içeren markalar,
(Tasviri işaretler)
Bu işaretler herkesin kullanımına açık kelimelerdir. Genel anlam ifade eden ve ayırt edici niteliği bulunmayan bu tip işaretlerin alınamayacağı ve hiç kimsenin tekeline bırakılamayacağı kabul edilmiştir. Maddede sayılan işaretler yalnız olarak kullanılamamakla birlikte, bir başka kelime ile birlikte kullanılabilirler. Örneğin “Aksa Sabunları” marka olarak tescil ettirilebilir. Bu markada ayırt edici unsur “Aksa” olup, “sabunları” sözcüğü malın cinsini belirlemektedir. Markanın bu şekilde tescil edilmesi halinde, marka sahibinin “sabun” kelimesi üzerinde herhangi bir inhisari hakkı yoktur. Marka sahibi bu kelimenin başkaları tarafından kullanılmasına mani olamaz; bunun tescil edilmesi ona inhisari bir hak kazandırmaz.
Vasıf kalite, miktar, amaç ve değer gösteren işaret ve sözcüklerde, marka olarak tescil edilemez. Örneğin; tütün için çok hafif anlamına gelen “ultra light” ibaresi,sabun için bir niteliği gösteren “Betafaz” sözcüğü marka olamaz. Miktar, adet gösteren sözcüklerde marka olarak tescil edilemez. Şekerlemeler için “gram”, elbise için “düzine” sözcükleri gibi.
4-Ticaret alanında herkes tarafından kullanılan veya belirli bir meslek,sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adları tek başına içeren işaretlerin tescil edilemeyeceği hükme bağlanmıştır.
(Belirli bir meslek ve ticaret grubuna ait işaretler)
Belirli bir meslek, sanat veya ticaret grubuna mensup olanları ayırt etmeye yarayan işaret ve adlar da marka olarak seçilemez. Ticaret Odaları, Sanayi Odaları, Ziraat Odaları, Barolar ve diğer meslek kuruluşlarının adları ve bunlarla ilgili işaretlerin marka olarak alınması mümkün değildir. Bunun gibi, bu meslek kuruluşlarının amblemleri, logoları da marka olarak kullanılamaz.
Örnek olarak sermaye piyasasında faaliyet gösteren bir aracı kurum “borsa” kelimesini hizmet markası olarak seçemez;bunun gibi üzüm ile ilgili olarak “sultani” veya “razaki” marka olarak alınamaz veya bir banka “banka” sözcüğünü marka olarak tescil ettiremez.
5-Mal veya hizmetin niteliği,kalitesi veya üretim yeri,coğrafi kaynağı gibi konularda halkı yanıltacak markalar,
(Yanıltıcı markalar)
Tüketicinin tabii meyve suyu yerine kimyasal koku verilmiş meyve suyu alması; hakiki deri yerine suni ve ya plastik eşya alması; yabancı kaynaklı mal yerine yerli mal alması; doğal kaynak suyu yerine gazlı su alması gibi hallerde yanılma ortaya çıkabilir.
6-Malın özgün doğal yapısından ortaya çıkan şeklini veya/bir teknik sonucu elde etmek için zorunlu olan ,kendine malın şeklini veya mala asli değerini veren şekli içeren işaretler,
(Malın Doğal yapısından ve teknik zorunluluktan doğan işaretler)
Herkesin bildiği ve kullandığı şekiller marka olarak seçilemez. Ancak, bu mallara özgün bir şekil verildiğinde, bu özgün şekil, marka olarak seçilebilir Örneğin klasik bir sandalye resmi mobilya ve dekorasyon sınıfı için marka olarak alınamazsa da, orijinal ve özgün bir sandalye resmi veya logosunun marka olarak alınması mümkündür. Ancak, bu şekil o derece özgün olmalıdır ki, klasik şekil ile hiç bir karışıklığa sebebiyet vermemelidir. Bunun gibi, bir ürün belli bir şekil ve teknikle üretiliyorsa, bu şeklin de marka olarak seçilmesi mümkün değildir.
Hizmet markalarında da aynı ilke geçerlidir. Hizmeti tanımlayan şekiller marka olarak alınamaz. Örneğin, herkes tarafından bilinen hemşire figürü hastaneler için hizmet markası olarak seçilemez.
7-Yetkili makamlardan kullanmak için izin alınmamış ve dolayısıyla Paris Sözleşmesi’nin 2nci mükerrer 6. maddesine göre reddedilecek markalar,
(Yetkili mercilerden izin alınmamış ve halka mal olmuş bayrak,arma ve benzeri işaretler)
Paris Konvansiyonunun yollama yapılan bu hükmüne göre, birlik ülkelerine ait arma, bayrak ve diğer hükümranlık belirtilerinin bu devletler tarafından kabul edilmiş resmi kontrol, teminat, işaret ve damgalarının ayrıca diğer armacılık sanatı açısından her çeşit taklitlerinin yetkili makamların izni alınmadan marka olarak tescilini red veya iptal etme konusunda üye devletler anlaşmışlardır .Bu yasak üye devletlerden birinin yada birçoğunun üyesi bulunduğu hükümetler arası örgütlerin emareleri, kısaltılmış kelimeleri yada diğer amblemleri, bayrak ve armalar hakkında da uygulanır.
Paris Konvansiyonunun bu hükümlerinin uygulanabilmesi için üye devletler, korunmasını arzuladıkları hükümranlık belirtileri, resmi kontrol ve garanti işaretleri ile damgaların listesini diğer devletlere duyurulması için Uluslararası Büroya bildireceklerdir.
8-Paris Sözleşmesinin 2nci mükerrer 6ncı maddesi kapsamı dışında kalan ancak kamuyu ilgilendiren,tarihi,kültürel değerler bakımından halka mal olmuş ve ilgili mercilerin tescil izni vermediği diğer armalar,amblemler veya nişanları içeren markaların da tescili yasaklanmıştır.
Bunlar tarihi ve kültürel değerler oldukları için ortak mirasa dahildirler.Bu tür işaretler marka olarak seçilemezler;tescil açısından bir mutlak red nedeni oluştururlar.Mesela; Atatürk’ü, eli çenesinde Kocatepe’de düşünürken gösteren fotoğraf herkesin belleğinde yer etmiş,kurtuluş savaşının simgelerinden biridir.Halka mal olmuş bu tarihi sembol yetkili mercilerden izin almadan marka olarak kullanılamaz.
9- Tanınmış markalar,
(Tanınmış markaların aynı mal ve hizmetlerde kullanılması)
Tanınmış markalar hem mutlak red sebepleri, hem de nisbi red sebepleri arasında sayılmıştır. Ancak, tanınmış markalar bakımından mutlak red sebepleri ile nisbi red sebepleri arasında fark mevcuttur.
Tanınmış markanın aynı veya benzer mal veya hizmetlerde kullanılması mutlak red sebebi teşkil eder. TPE bu hususu re’sen nazara alacağı gibi, onun nazara almaması halinde tanınmış marka sahibi tescil başvurusuna karşı itirazda bulunabilir. Markanın tescil edilmiş olması halinde ise, tanınmış marka sahibi markanın KHK’nin 42. maddesine göre hükümsüzlüğünü talep edebilir. Hükümsüzlük karan üzerine marka sicilden silinir.
Tanınmış markanın aynı veya benzer mal ve hizmetlerde kullanılması mutlak red sebebi iken, bu markanın farklı mallarda kullanılması mutlak red sebebi olarak kabul edilmemiştir. Tanınmış marka (toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş marka) farklı ürün veya hizmetlerde kullanıldığında, bu kullanım haksız bir yarar sağlıyorsa veya markanın itibarına zarar veriyorsa ya da markanın ayırt edici karakterini zedeliyorsa tanınmış marka sahibinin bunu engellemesi mümkündür. Bu hal nisbi red sebebi olarak düzenlenmiştir.
10-Dini değerleri ve sembolleri içeren markalar,
Kutsal kitaplarda bulunan sembolleri veya dini değerleri ifade eden sözcüklerin marka olarak kullanılması kabul edilmemiştir. Camiler ve diğer dini yapılar ile bunların cemaatlerine ait amblem ve logoların marka olarak seçilmesi mutlak red sebebidir.
11-Kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı markalar,
Redde neden olabilecek işaretler ve markalardır.
Marka olarak seçilen işaretin kamu düzenine ve genel ahlaka aykırı olmaması gerekir. Seçilen markanın halkın toplumsal değerlerini rencide edici ya da ahlak anlayışına ters düşer nitelikte olmaması, malın konulduğu ürün veya hizmeti aşağılamaması, insanlarda tiksinti ve nefret uyandırmaması esastır.
MARKA REDDİNE NEDEN OLABİLECEK KESİN NEDENLERDE
İSTİSNA VAR MIDIR?
Bir marka, tescil tarihinden önce kullanılmış ve tescile konu mallar veya hizmetlerle ilgili olarak bu kullanım sonucu ayırt edici bir nitelik kazanmış ise tescili reddedilemez.
MARKA BAŞVURUSU NİSPİ RED NEDENLERİ
Mutlak red sebeplerinin TPE tarafından re’sen nazara alınmasına karşılık, nisbi red sebepleri ancak ilgilileri tarafından markanın tescilinden önce TPE nezdinde itiraz ya da hükümsüzlük iddiası ile dava yoluyla ileri sürülür.
Mutlak red sebepleri marka olarak seçilen işaretin nitelik ve özelliğinden, uluslararası anlaşmalardaki zorunluluklardan, kamu menfaati ve ahlaka adaba aykırılıktan doğabilir. Buna karşılık, nisbi red sebepleri marka olarak seçilen işaret üzerinde üçüncü kişinin herhangi bir hakkı bulunması sebebine dayanır.
Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış bir markanın sahibi tarafından itiraz yapılması durumunda, aşağıdaki hallerde marka tescil edilemez:
1-Tescil için başvurusu yapılan marka,tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile aynı ise ve aynı mal ve hizmetleri kapsıyorsa,daha önce tescil edilmiş markanın aynı olan marka tescil edilmiş veya tescili için daha eski bir tarihte başvuruda bulunulmuş markanın sahibi tarafın dan itiraz edilerek tescili önlenebilir.
(Markanın aynı olması aynı mal ve hizmetleri kapsaması)
Eski marka sahibi yeni marka sahibinin başvurusuna itiraz ederek tescili önleyebilir.
2-Tescil için başvurusu yapılan marka,tescil edilmiş veya tescil için daha önce başvurusu yapılmış bir marka ile veya böylesi bir markanın kapsadığı mal veya hizmetlerle aynı yada benzer ise yada halkın aldatılması olasılığını kapsıyorsa,
(Markanın Benzer Olması ve Benzer Mal ve Hizmetleri Kapsaması) (Karıştırılma ihtimali ilkesi).
Daha önce tescil edilmiş veya tescili için başvuruda bulunulmuş marka ile benzer olan marka diyebiliriz.
Bir markanın benzeri, aynı mal ve hizmetlerde kullanılabileceği gibi, aynı markanın benzer mal ve hizmetlerde kullanılması, karıştırılma ihtimalini ortaya çıkarabilir. Karıştırılma ihtimali, bir yandan markaların karıştırılmasını, bir yandan da markaların temsil ettiği mal veya hizmetlerin karıştırılmasını ifade etmektedir. Karıştırılma ihtimali bulunan bir markanın (yeni marka), eski marka sahibinin itirazı üzerine tescil olunamayacağı hükme bağlanmıştır.
3-Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için,marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden başvuru yapılırsa,
Ticari vekil veya temsilcinin marka sahibine ait markanın kendi adına tescilini istemesi,
Marka sahibi ile ticari vekil veya temsilci arasında ,markanın kullanımına yetki tanıyan bir ilişkinin bulunması gerekir. Bu ilişki vekalet sözleşmesinden kaynaklanabileceği gibi,yerine göre tek satıcılık yada hizmet sözleşmesine de dayanabilir. Bu itibarla KHK’de yer alan “ticari vekil veya temsilci” ibaresinin geniş biçimde anlaşılması uygun olur .Marka sahibinin ticari vekili veya temsilcisi tarafından markanın kendi adına tescili için marka sahibinin izni olmadan ve geçerli bir gerekçe gösterilmeden yapılan başvuru marka sahibinin itirazı üzerine reddedilir.Marka sahibi söz konusu tescilin kendi adına devrini talep etmek hakkına sahiptir.
4-Markanın tescili için yapılan başvuru tarihinden önce veya markanın tescili için yapılan başvuruda belirtilen rüçhan tarihinden önce bu işaret için hak elde edilmiş ise, (3a)
Tescilsiz bir markanın veya ticaret sırasında kullanılan bir başka işaretin
sahibi iki halde itiraz ederek tescili önleyebilir (KHK m. 8/3).
a) Marka başvurusundan veya rüçhan hakkından önce bu işaret için bir hak elde edilmiş olması,
b) Bu işaretin, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkı vermesi.
5-Belirtilen işaret, sahibine daha sonraki bir markanın kullanımını yasaklama hakkını veriyorsa,
Sahibinin itirazı üzerine söz konusu işaret başkası adına marka olarak tescil ettirilemez. .(İlk kullanma ilkesi)
Bir kişinin kullanmakta olduğu tasviri işaretin sonradan bir başka kişi tarafından marka olarak tescil ettirilmek istenmesi halinde itiraz imkanının kullanılabilmesi için, işareti ilk kullanan kişinin, bu işareti “maruf’ hale getirmişolması koşulunun aranması yani ilgili çevre içinde ayırt etme gücü kazandırılmış olması koşulunun aranması uygun olur.
6-Tescil edilmiş veya tescil için başvurusu yapılmış markanın,toplumda ulaştığı tanınmışlık düzeyi nedeniyle haksız bir yararın sağlanabileceği, markanın itibarına zarar vereceği veya tescil için başvurusu yapılmış markanın ayırt edici karakterini zedeleyici sonuçlar doğurmakta ise,
(Tanınmış markanın başka mal ve hizmetlerde kullanılması)
Öyle bazı markalar vardır ki;bunlar, tescilli oldukları mal kategorisinden bağımsızlaşarak, başlı başına bir kalite sembolü ve reklam aracı haline gelmişlerdir. Bu durum, marka sahibinin kaliteli üretim yapması,yoğun ve zahmetli bir tanıtım faaliyeti yürütmesi sonucunda ortaya çıkar ve böylece marka, toplumun büyük bir kesiminde, o malın alıcısı olmayanlar tarafından da tanınır, bilinir hale gelir( Tanınmış marka).
Tekinalp, “Coca Cola” veya “Pepsi Cola”nın tanınmış marka olduklarını, buna karşılık “Ferah Cola”nın belli bir bölgede bilinen ve fakat toplumda tanınmışlık düzeyine erişmiş bir marka olduğunu örnek olarak vermiştir. Tekinalp “Cincibir” gazozlarının bölgesel tanınmışlığını örnek olarak vermiş ve bunun tanınmış marka olmadığım söylemiştir.
7-Tescil için başvurusu yapılmış marka, başkasına ait kişi
ismi fotoğrafı ,telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsıyorsa,
Tescil için başvurusu yapılmış olan markanın, başkasına ait kişi ismi,fotoğrafı, telif hakkı veya herhangi bir sınai mülkiyet hakkını kapsaması halinde hak sahibinin itirazı üzerine tescil başvurusu reddedilir.
8-Ortak ve garanti markalarının sona ermesinden itibaren üç yı1 içinde ortak marka veya garanti markası ile aynı veya benzeri olan marka için tescil başvurusu yapılmışsa,
Sona eren ortak markanın veya garanti markasının aynı veya benzeri olan marka için tescil başvurusu yapılmışsa,(Bu haksız zenginleşmeye neden oluyor)
Bilindiği üzere marka on yıl süre ile korunur. Ancak bu sürenin sonunda markanın yenilenmesi mümkündür (sürenin bitiminden altı ay öncesinde ve bu sürelerin kaçırılması halinde sürenin bitiminden sonraki altı aylık ek süre içinde marka yenilenebilir; KHK m. 41/3). Marka bu süreler içerisinde yenilenmezse, marka hükümsüz hale gelir. Markanın yenilenme süresinin bitiminden itibaren iki yıl içinde, bir başkası adına tescili mümkün değildir. Ortak ve garanti markaları için bu süre üç yıldır.
Ortak markanın veya garanti markasının sona ermesinden üç yıl içinde aynı veya benzer markanın tescili konusundaki başvuruya itiraz, ortak markada, ortak markanın eski sahiplerince,garanti markasında ise markanın eski sahibi tarafından yapılır.
9-Bir markanın yenilenmeme nedeniyle koruma süresinin dolmasından
sonra iki yıl içerisinde aynı veya benzer markanın,aynı veya benzer mal ve
hizmet tescili için başvuru yapılmışsa.
Koruma süresinin dolmasından sonra 2 yıl içinde yenilenmeyen markanın aynı veya benzeri olan markanın tescili için yapılan başvuru itiraz üzerine reddedilir.
Markanın, koruma süresinin bitimini izleyen iki yıllık süreden sonra marka sahibinin itiraz etmemesi nedeniyle bir başka kişi adına tescil edilmiş olmasından doğabilecek sakıncaların önlenmesi ise hükümsüzlük davası ile sağlanır(KHK 42’I b).Bu davayı açmaya,daha geniş bir çevre -zarar gören kişiler,Cumhuriyet savcıları ile ilgili resmi merciler- yetkili kılınmıştır.


Yargıtay Kararlarına ulaşmak için lütfen buraya
