UPB

31 Mayıs 2007 - Şeyda ERGÜN - Endüstriyel Tasarım Hukuku Konusunda Genel Anlatım

e-Posta Yazdır PDF

FİKRİ MÜLKİYET HAKLARI

Ekonomik gelişme,ülkelerin kendi vatandaşlarının refah düzeyini yükseltmeye ve uluslar arası alanda ağırlıklarını artırmaya çalıştıkları karmaşık bir süreçtir.Bu konuya ilişkin bilimsel çalışmalar da,teknolojik gelişme ekonomik kalkınma sürecinin motoru olarak değerlendirilmektedir.

Ekonomik büyüme bir ülkenin nüfus artış hızından daha yüksek bir üretim artışını gerçekleştirmesi anlamına gelmektedir.Böyle bir üretim artışını sağlamak verimliliğin yükseltilmesini,verimliliği yükseltebilmek ise teknolojik yenilikleri gerektirir.Ancak bu sayede bir ülke,sahip olduğu kaynaklardan daha fazla mal ve hizmet üreterek yaşam düzeyini ve kalitesini yükseltebilir.

Ekonomik gelişmenin temeli olan teknoloji yenilikler ve icatlar,birden bire ortaya çıkmazlar.İlgili kimselerin tek başlarına veya takım olarak gösterdikleri çabaların sonucu olarak meydana gelirler.

Kişilerin yeni ürünler yaratmak veya mevcut üretim çalışmalarını teşvik etmek ve desteklemek bakımından fikri mülkiyet hakları önemli bir yere sahiptir.

Yaratıcı faaliyetlerin sonuçları,yeterli düzeyde onu yaratanlara dönmediği takdirde,bu tür etkinliklerde bulunma yönündeki motivasyon azalacak veya tümüyle yok olacaktır.Bireyler emeklerini ve zamanlarını üretici etkinliklere yöneltmekten uzaklaşacaktır.Sonuçta verimlilik ve üretkenlik düşecektir.

Bu kimselere uygun ölçeklerde mülkiyet hakkı tanınması ve bu hakkın yeterli düzeyde korunması,yeniliklerin ve verimliliğin artması sonucunu doğurur.

Bireysel yaratıcılığın desteklenerek topluma yansıtılması yada bilimsel gelişmelerin motoru olan AR-GE Araştırma geliştirme çalışmalarının geliştirilebilmesi ancak fikri hakların korunması ile mümkündür.

Burada yapılan bir istatistikten söz edelim.AR-GE harcamaları kişi başına Türkiye’de 6 Euro,Avrupa Birliğinde 175 Euro,İsveç’te 391 Euro’dur.Böylece ülkemizdeki oldukça düşük olan AR-GE harcamalarını net olarak görebiliyoruz.

Türkiye’nin 21. yüzyıldaki hedefi de bilgi ihraç üreten ve ihraç eden bir ülke olabilmektir.

Bu hedefe ulaşabilmenin ilk koşullarından birisi de fikri mülkiyet haklarını özendirmek ve korumaktır.










SINAİ MÜLKİYET HAKLARI

“Sınai mülkiyet” ,genel tanımı ile,sanayide ve tarımdaki buluşların,yeniliklerin yeni tasarımların ve özgün çalışmaların ilk uygulayıcıları adına;ticaret alanında üretilen ve satılan malların üzerindeki,üreticisinin veya satıcısının ayırt edilmesini sağlayacak işaretlerin sahipleri adına kayıt edilmesini ve böylece ilk uygulayıcıların ürünü üretme ve satma hakkına belirli bir süre sahip olmalarını sağlayan gayri maddi bir haktır.

Sınai mülkiyet hakları,

Patentler,

Markalar,

Endüstriyel tasarımlar,

Coğrafi işaretler,

Entegre devre topografyaları,

Yeni bitki çeşitleri,

Ticaret unvanı ve

İşletme adı

Bir ülkede sınai mülkiyet hakları etkin biçimde korunuyorsa,o ülkede sağlıklı ve sağlam bir sanayi ve kararlı bir ekonomi olduğundan söz edebiliriz.

Sınai mülkiyet haklarının korunmasının gerekliliği sadece ülkemizde değil dünyanın pek çok ülkesinde de yıllarca tartışılmıştır. Bu tartışmalarda iki düşünce ileri sürülmüştür.

Sınai mülkiyet hakları korunmalı mı,korunmamalı mı?

Birinci düşüncede “bir ülkede sınai mülkiyet haklarının korunmamasının, yani piyasaya çıkan her türlü yeni ve özgün ürünün taklit edilmesinin, sanayinin gelişmesine yardımcı olacağı” savunulmuştur. İkinci düşüncede ise,”sınai mülkiyet haklarının korunmasının yeni ve özgün ürünler üretilmesini motive edeceği,bu konuda bilginin yaygınlaşacağı ve ulusal ve uluslar arası işbirliğinin artacağı” öne sürülmüştür.

Birinci düşünce,yani korumanın olmamasının olumlu sonuçlar doğurması düşüncesi,sanayisi hiç olmayan yada sanayisi gelişmemiş olan ülkeler için bir dereceye kadar geçerlidir. Bu gibi ülkelerde sanayinin belirli bir alt yapıya ulaşabilmesi ve kendine özgü çalışmalar yapabilecek bilgi birikimine erişebilmesi için,başkaları tarafından,yani başka ülkelerde geliştirilmiş buluşların ve ürünlerin taklit edilmesine göz yumulabilir. Bu göz yummada,” insanlar bir şeyleri taklit ederek yeni bilgiler öğrensinler,böylece bazı yeni ürünleri ve fikirleri ortaya çıkarabilecek bilgi birikimini oluştursunlar” mantığı hakimdir. Ancak bu göz yumma taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşmesini sağlayacak noktaya kadar olmalıdır.

Taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşme noktası;o ülkedeki sanayinin belirli bir gelişmişlik düzeyine ulaştığı,aynı tür ürünleri üretenlerin sayılarının çoğaldığı,hem kendi sınırları içinde hem de uluslar arası alanda birbirleri ile rekabet etmeye başladığı,ulusal ve uluslar arası alanda ticari ve sınai işbirliklerinin kurulmaya başlandığı,ulusal sanayinin kendine özgü çalışmalar yaparak buluşlar ve tasarımlar üretebilecek kapasiteye geldiği zamandır.

Bu en uygun zaman geçirildiği takdirde taklitçilik kopyacılığa dönüşmeye başlar. Kopyacılık ise sadece yabancı ürünlerin kopyalanması biçiminde değil aynı zamanda daha fazla yerli ürünlerin kopyalanması biçiminde gelişir. Serbest rekabet koşulları oluşamaz,haksız rekabet yaygınlaşır ve önlenemez. Bu da vücuttaki kanser gibi yayılarak ülkenin sanayisinin ve dolayısıyla ekonomisinin çöküşü sonucunu doğurur. Bu nedenle taklitçiliğin yaratıcılığa dönüştüğü andan itibaren patent,faydalı model,endüstriyel tasarım,marka ve coğrafi işaret gibi sınai mülkiyet haklarının etkin biçimde korunması gereklidir.

Türkiye’de aynı sektörde birden fazla büyük ve güçlü firmanın varlığını,bunların birçoğunun birçok yabancı firma ile işbirliği yaptığını,bazılarının uluslar arası alanda yabancı firmalarla kıyasıya rekabete girdiğini görüp değerlendirdiğimizde, “Türkiye’nin,taklitçiliğin yaratıcılığa dönüşmesi aşamasına gelmiş,kendi özgün çalışmalarını yaparak özgün tasarımlarını ve yeni buluşlarını üretme noktasına ulaşmış bir ülke olduğunu rahatça ifade edebiliriz.

Ülkemizde sınai mülkiyet haklarını etkin biçimde korumadığımızda, uluslar arası ticarette ve endüstriyel işbirliğinde de aynı şekilde başarılı olamayız.

Bir ülkede ormanların,denizlerin akarsuların,kısaca çevrenin korunması sağlıklı ve huzurlu bir gelecek için ne kadar gerekli ise,sınai mülkiyet haklarının etkin biçimde korunması da sağlam bir sanayinin,sağlıklı,teknolojik gelişmenin ve ekonomik gücün güvencesidir ve en az çevrenin korunması kadar gereklidir.

Sınai haklar hakkında kısaca bilgi verdikten sonra sınai hakların neler olduğuna şöyle bir bakalım;

  • Buluş(Patent ve Faydalı model belgesi)
  • Marka
  • Coğrafi işaret
  • Ticaret unvanı işletme adı
  • Entegre devre topografyaları
  • Yeni bitki çeşitleri






ENDÜSTRİYEL TASARIM HUKUKU (Tarihi gelişim)

Tasarım hukuku ve tasarımın tarihsel gelişiminden bahsetmeden önce tasarım nedir öncelikle ona bir bakalım.

Tasarım;

Bir ürünün;tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin, çizgi, şekil,biçim, renk, doku,malzeme veya esneklik gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin bütünüdür.

Tasarım hukuku tekstil endüstrisinin ürünüdür.İlk emirnameler,her çeşit kumaş üzerindeki desenlerin başkaları tarafından taklit edilmelerini engellemek amacıyla çıkarılmıştır.Onun için,Fransa’da 16. yüzyılda Lion’lu ipekli ürün sanayicilerini korumak amacıyla yayınlanan kararnameler tasarım hukukunun öncüleridir.Almanya’da tasarımı konu alan,anılması gereken ilk düzenleme 1721 tarihli Codex Augusteus’tur.Saksonya prensi Frederich August’un eseri olan bu kanun dantel taklitçilerini de cezalandırıyordu.

Daha sonra yürürlüğe konan kanunlar,kararnameler ve emirnameler korumayı genelleştirmiş ve fabrika ürünü olan her alandaki mallara ilişkin tasarımları kapsayacak tarzda genişletmişlerdir.

Tasarımcının kanunların merkezine yerleştirilebilmesi ve korumanın doğrudan ona odaklanabilmesi için 20.yüzyılın ikinci yarısını beklemek gerekmiştir.Ancak tasarımcı bugün bile bağımsız bir yaratıcı hüviyetini tam olarak kazanamamıştır.Başka bir deyişle serbest tasarımcıya nadiren rastlanmaktadır.Tasarımcı daha çok bir endüstri “emekçisi”dır. İşletmelerin tasarım bölümlerinde tasarım üretmekte,hakları işveren kullanmakta,manevi haklar çoğu kez korunamamakta,tasarımcı tasarımın bedelini değil,çalışan olarak ücret almaktadır.

Tasarım bugün her alanı ile endüstrinin merkez öğesidir. Tekstil, elektronik, otomotiv ve genel anlamda makine,gıda ve ambalaj endüstrisi başta olmak üzere endüstrinin bütün dallarında tasarım ağırlıklı yere sahiptir.

Türkiye endüstriyel tasarımların korunması kavramı ile ilk kez 1925 yılında Paris Sözleşmesine katılımı sırasında tanışmıştır.

1995 tarihine kadar Türkiye,tasarımlara ilişkin özel bir mevzuata sahip olmamış, korumayı,haksız rekabete ilişkin kurallarla ve tasarımın aynı zamanda eser olması halinde de Fikir ve Sanat Eserleri Kanununda yer alan hükümlerle sağlamıştır.






Endüstriyel tasarımlarımızı nasıl koruyoruz diye soracak olursak;

1995 yılında 554 sayılı Endüstriyel Tasarımların Korunması Hakkında Kanun Hükmünde Kararname yayınlanmıştır.

Bu kararnamenin amacı;

1-Uygun tasarımların korunması

2-Rekabet ortamının oluşturulması

3-Sanayinin gelişmesini sağlamaktır.

Günümüzde endüstriyel tasarım,üretici firmaların kendi ürünlerini piyasadaki diğer benzer ürünlerden farklılaştırmak için kullandıkları en etkili araçlar arasındadır.

Türk endüstrisinde tasarım konusu teknoloji,kalite,AR-GE başlıkları içinde yorumlanmaktadır.Yenilik,yeni ürün geliştirme gibi konular birçok firmanın gündemine girmiştir.Ancak,Türk firmalarının iç ve dış pazarlarda kendi markalarını taşıyan özgün ürünlerle varolabilmeleri ve rekabet edebilmeleri,tasarımın ulusal bir politika olarak en üst seviyede benimsenmesi ve desteklenmesi ile mümkün olabilir.Bu desteğin önemli unsurlarından biri de endüstriyel tasarımların yasal olarak korunmasıdır;etkin bir koruma,hem tüketicilere sunulan seçeneklerin artması sonucunu doğurur hem de üreticilerin pazardaki rekabet gücünü artırır.

Sınai mülkiyet hakları

  • Buluş(Patent ve Faydalı model belgesi)
  • Marka
  • Coğrafi işaret
  • Ticaret unvanı işletme adı
  • Entegre devre topografyaları
  • Yeni bitki çeşitleri

Diye saymıştık.

Bir ürünün dış görünümü tasarım tescilini gerektirir,teknolojik sistemi patent tescilini,ismi de marka olarak tescilini gerektirir.

Tasarımlarımızı nasıl koruyacağız?

Tasarım;

Bir ürünün ; tümü veya bir parçası veya üzerindeki süslemenin,çizgi ,şekil, renk, biçim,doku,malzeme gibi insan duyuları ile algılanan çeşitli unsur veya özelliklerinin bütünüdür.

Endüstriyel tasarım tescil ile korunacaksa hangi özellikler aranır?

Tasarımların korunabilmesi için tasarımın “yenilik ve ayırt edicilik” kriterlerini taşıması gerekir.

Yenilik dediğimizde ;bir tasarımın aynısının başvuru veya rüçhan tarihinden önce dünyanın herhangi bir yerinde kamuya sunulmamış olması şartı vardır.Kamuya sunulmamışsa o tasarım yenidir.

Tasarımlar sadece küçük ayrıntılarda farklılık gösteriyorlarsa o tasarım yenidir.

İkinci özellik ayırt edici niteliktir.Bir tasarımın ayırt edici niteliğe sahip olması,bu tasarımın bilgilenmiş kullanıcı ile her hangi bir kullanıcı arasında belirgin bir izlenim farkı yaratıyorsa o tasarım ayırt edici niteliğe sahiptir diyebiliriz.

Bilgilenmiş kullanıcı kimdir dersek;

Tasarımın özelliğine bağlı olarak,son tüketici veya konu ile ilgili uzman bir kişi bilgilenmiş kullanıcı olabilir.

Örnek verecek olursak;Bir makinenin içindeki bir parça veya tamir esnasında değiştirilen bir mekanik parça konusunda,tüketici yerine o parçayı değiştiren kişi bilgilenmiş kullanıcıdır.

Tescilli Tasarımların Koruma Süresi başvuru tarihinden itibaren 5 Yıldır.

Yenileme talebi ile koruma süresi beşer yıllık sürelerle dört kez yenilenebilir. ( 5 yıl x 4 defa ) + İlk 5 yıl böylece 25 yıla kadar uzatılabilir.

Türkiye’de endüstriyel tasarımlar konusunda tek yetkili kurum Türk Patent Enstitüsü’dür.

Endüstriyel tasarımlarda uygulama şu şekilde olmaktadır.

Türk Patent Enstitüsüne başvuru ile başlayan süreçte ,Türk Patent Enstitüsü verilen tasarımları inceler eğer uygun görürse Resmi Endüstriyel Tasarımlar Bülteninde yayınlar,bu yayın sonucu eğer itiraz edilmemişse tasarım tescil edilir.

5 yıllık koruma süresi biten tasarımlar beşer yıllık sürelerle dört kez daha yenilenebilir.Yenileme talebi koruma süresinin sona erdiği ayın son gününden önceki 6 ay içinde yapılmalıdır.Eğer bu süre geçirilirse,ek bir ücretin ödenmesi şartıyla tescilin sona erdiği günden itibaren 6 ay içinde yapılabilir.

  • Başvurular Türk Patent Enstitüsü’ ne yapılır.

  • Başvuru zamanı (tarihi), Enstitü tarafından verilecek gün, saat ve dakikadır.






TASARIM TESCİL BAŞVURUSU İÇİN GEREKLİ OLAN EVRAKLAR

Başvurunun kesinlik kazanması için verilmesi gereken evraklar ;

1- Başvuru Formu,

- Görsel anlatım, tasarımın tüm belirgin özelliklerini yansıtan ve yayım yoluyla çoğaltmaya elverişli, resim, çizim, grafik, fotoğraf veya benzeri bir biçimde hazırlanmış tasarımın veya tasarımın uygulandığı ürünün görünümüdür.

2- Başvuruya ilişkin ücretlerin ödendiğini gösterir belge;

- Başvuruya ilişkin ücretler, tasarım tescil başvuru ve yayım ücreti ile varsa rüçhan ve yayım erteleme taleplerinden doğan ücretlerden oluşur.

- Tarifname, tasarım veya tasarımın uygulandığı ürünün görsel özelliklerinin ifade edildiği yazılı metindir. Tarifname, Enstitü tarafından yayımlanan forma uygun olarak hazırlanır ve bir adet verilir.

3-Vekaletname;

-Tasarım başvurusu için vekil tayin edilmiş ise vekaletname verilir. Vekaletnamede, vekilin endüstriyel tasarım tescili veya diğer işlemler için atandığı hususu ile atanma tarihine açıkça yer verilir. Enstitü nezdinde patent veya marka vekili siciline kayıtlı vekiller işlem yapabilir.

4- İmza sirküleri;

-Başvuru sahibi tüzel kişi ise ve vekil yoksa imza sirküleri verilir.

Başvuru formu ve ekleri imza sirkülerine göre yetkili kişilerce imza edilir.

5- Numune;

-Görsel anlatımı sunulmayan ve yayım erteleme talebi bulunan iki boyutlu

bir tasarıma konu olan başvurularda, görsel anlatım yerine tasarlanan veya tasarımın uygulandığı ürünün maksimum 20x30 cm. ebatlarında örneği başvuru anında verilir.

6- Çoklu başvurularda görsel anlatımlar ve tarifnameler;

-Birden fazla tasarımın tescili için çoklu başvuru adı altında tek bir başvuru yapılabilir.

Çoklu başvurularda, görsel anlatımlar ile tarifnameler, yönetmeliğe uygun olarak düzenlenir. Her bir görsel anlatım için ayrı numaralandırma yapılır.

7-Rüçhan belgesi;

-Başvuruda rüçhan hakkı talep ediliyorsa, ilk başvurunun yapıldığı menşe memleket idaresi tarafından verilmiş bulunan tasdikli Menşe Memleket Vesikası ile bu vesikanın onaylı Türkçe tercümesi verilir.

8-Sergi rüçhanı belgesi;


BAŞVURU ;

- Tasarım tanımına uygunluğu,

- Başvuru şartlarının uygunluğu (Belgelerdeki Eksiklikler)açısından incelenir.

Tasarımlar, Resmi Endüstriyel Tasarımlar Bülteni ‘nde yayınlanır.

İlan tarihinden itibaren, 6 Ay içerisinde itiraz yapılabilir.


Firmalarımıza önerilerimize gelince;

* Taklit ürünlerin üretiminden kaçınınız.

* Sürekli olarak, yeni ve farklı ürünler yaratınız.

  • Kendi ürettiğiniz veya geliştirdiğiniz herhangi bir buluş, yeni bir tasarım veya marka için, önce Türkiye’ de sınai mülkiyet hakkı elde ediniz.

* İhracat yaptığınız ülkelerde de, mutlaka sınai mülkiyet haklarınızı tescil ettiriniz.

Patent ve Marka Vekili


Patent ve marka vekili 24 Haziran 1994 tarih ve 544 sayılı Türk Patent Enstitüsü Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararnamenin 30. maddesine göre Enstitü nezdinde işlem yapma yetkisi olan kişilerdir.

Patent ve Marka vekili olabilmek için

  • Türk vatandaşı olmak
  • Fiili ehliyete sahip olmak
  • Türkiye’de ikamet etmek
  • Yüz kızartıcı bir suçtan hüküm giymemiş olmak
  • Enstitü tarafından yönetmelikte belirtilen esaslar çerçevesinde yapılan vekillik yeterlik sınavında başarılı olmak
  • Enstitü Yönetim Kurulu tarafından tespit edilen miktarda,Mesleki sorumluluk sigortası yaptırmış olmak,gerekir.
 
Bulunduğunuz sayfa: Anasayfa Çalışma Grubu Toplantıları Tasarım Toplantıları 31 Mayıs 2007 - Şeyda ERGÜN - Endüstriyel Tasarım Hukuku Konusunda Genel Anlatım

Anket

Yeni Site Görünümü?
 

İletişim

UPB (Merkez)
Mustafa Karaer Cad. Çiğdem 2 Sk. Begev Binası
Demirtaş Organize Sanayi Bölgesi / BURSA
Tel: (+90) 224 261 54 62 Faks: (+90) 224 261 57 29